23. Mannheim TürkFilmFestivali

6-10 Kasım 2014

Kontakt
TürkFilmFestivali Mannheim
U 6,16
D-68161 Mannheim
+49(0)621/122998-63
info@turkfilmfest-mannheim.de

Impressum
Verantwortlich für Inhalt und Redaktion: Mannheim Türk Film Festival gUG (haftungsbeschränkt)?
U 6,16 | D-68161 Mannheim
Geschäftsführer: Kanber Altıntaş
Geschäftsnummer-Nr.: HRB 715368
+49(0)621/122998-63
office @ dtw-mannheim.de
Redaktion: Kanber Altıntaş

turkfilmfest-mannheim.de
facebook.com/pages/TürkFilmFestivali-Mannheim







Film Festivaline “Tuğçe“ damgası.

23. Mannheim Türk Film Festivali törenle açıldı. Açılışta kahraman cesur kız Tuğçe de unutulmadı. 09 Aralık 2014

23. Mannheim Türk Film Festivali, bu yıl Türk sineması Yeşilçam’ın 100. Yıl temasıyla törenle açıldı. 6-10 Kasım tarihleri arasında yapılacak festivalin açılışında, Sırp gençlerin taciz ettiği Alman kızları kurtarmak isterken aldığı yumrukla beyin kanaması geçirerek yaşamını yitiren Kahraman Türk kızı Tuğçe de anıldı. Rosengarten’da yapılan festivalin açılış törenine Mannheim Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Peter Kurz, Mannheim’in kardeş şehiri İstanbul Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Karlsruhe Başkonsolosu Serhat Aksen, sanatçılar ve çok sayıda davetli katıldı. Festivalin açılış konuşmasını yapan Belediye Başkanları Dr. Peter Kurz, Ahmet Misbah Demircan ve Başkonsolos Aksen, konuşmalarında Tuğçe’nin verdiği insanlık dersinden övgüyle sözettiler.

DEMİRCAN: TUĞÇE’Yİ SİNEMADA ÖLÜMSÜZLEŞTİRİN
Başkan Misbah Demircan, “ Tuğçe yabancı olmadığı birşey yaptı. Hali hazırda anavatanı milyonlarca sığınmacıya kapılarını neden açıyorsa, Tuğçe de, dünyayı istila etmeye çalışan kötü ruhlara karşı savunmasız olan insanlara kucak açtı, kol kanat gerdi. Onunla gurur duyuyorum. İnsanlık onunla gurur duyuyor. Festival katılımcılarından önemli bir ricam var Lütfen bu kahramanı beyazperdede ölümsüzleştirin“ dedi.

ARSOY ÖDÜLÜNÜ TUĞÇE’YE ADADI
Festivalin açılış gecesinin onur konuğu ise Türk sinemasının Altın Çocuk lakaplı jönü Göksel Arsoy oldu. Törende Arsoy’a Belediye Başkanları Peter Kurz ve Ahmet Misbah Demircan, Türk sinemasına yaptığı katkılardan dolayı Onur Ödülü verdi. Ödülünü alan Arsoy yaptığı konuşmada, “Bu ödülü Tuğçe’nin anısına alıyorum ve O’na adıyorum“ dedi.

TÜRKIS ÖDÜLÜ HALICI’YA
Türk film festivalinde bu yıl ikinci kez verilen Türkis Kültür Ödülü’ne, festivale yıllardır sponsorluk yağan işadamı Mehmet Halıcı layık görüldü. Halıcı da ödülü veren festival komitesi başkanı Kanber Altıntaş’a teşekkür ederek, Tuğçe’nin kahramanlığının kendilerine ve tüm dünyaya insanlık dersi verdiğini söyledi.





Alle Filme des Festivals

Das Fröhlıche Leben Des Rıza 100 Jahre
Bankraub Im Frauenstıl Sinematürkis
Foto- Und Plakatausstellung Rahmenprogramm
Zeıt Am See. Sinematürkis
Okzıdent Meets Orıent Rahmenprogramm
Trockener Sommer 100 Jahre
Turkish High Tea Dokumentarfilme, Rahmenprogramm
Ağrı Und Der Berg Kurzfilme
Dıe Letzten Vögel Kurzfilme
Der Bandıt 100 Jahre
Zwıschendrın Sinematürkis
Jın Sinematürkis
I’m Not Hım Wettbewerb
Blaue Welle Wettbewerb
Vızontele 100 Jahre
Herr Muhsın 100 Jahre
Yunus Emre - Dıe Stımme Der Lıebe Sinematürkis
Karnaval Wettbewerb
Du Erleuchtest Dıe Nacht Wettbewerb





Festivalin Bölümleri

YARIŞMA
Türk sinemasının 100. yıl kutlamaları sürerken Türk Film Festivali’nin gözü bu yıl da yeni arthouse Türk filmlerinde. Yarışmanın en iyisini uzman jüri ve seyirci belirliyor.Her filmin konusu, duygusu ve hafızalarda bıraktığı etki apayrı. Tayfun Pirselimoğlu’nun filmi ''Ben O Değilim”, başka bir insanın kimliğine bürünmenin cezbedici fikrini konu alıyor. Onur Ünlü, siyah-beyaz görüntü ve etkileyici seslemelerle küçük bir Anadolu köyünde yaşayan sıra dışı insanların hikâyesini yansıtıyor.

Sinemada yer edinmiş ve uluslararası ödüllerle başarı kazanmış yönetmelerin yanı sıra üç yönetmen de bu yıl filmlerinin ilk gösterimini kutluyor. Can Kılcıoğlu’nun ''Karnaval” filminde, baba evinden kovulan ve hayatını bir elektrik süpürgesiyle devam ettirmeye çalışan genç bir adamın maceralarına ortak oluyoruz. Zeynep Dadak ve Merve Kayan ise ''Mavi Dalga”yla gençliğin heyecan verici sonunun ve ürküten başlangıçların portresini çiziyor

Sinemada yer edinmiş ve uluslararası ödüllerle başarı kazanmış yönetmelerin yanı sıra üç yönetmen de bu yıl filmlerinin ilk gösterimini kutluyor. Can Kılcıoğlu’nun ''Karnaval” filminde, baba evinden kovulan ve hayatını bir elektrik süpürgesiyle devam ettirmeye çalışan genç bir adamın maceralarına ortak oluyoruz. Zeynep Dadak ve Merve Kayan ise ''Mavi Dalga”yla gençliğin heyecan verici sonunun ve ürküten başlangıçların portresini çiziyor.

SinemTürkis
SinemaTürkis ,Türk toplumunun ve doğasının çeşitliliğini birbirinden renkli ve özgün Türk filmleriyle izleyicilere sunuyor: Anadolu’nun görkemli dağları ve ormanlarında vahşi hayvanlarla arkadaş olan Jîn’in ya da İstanbul’un kalabalık barları ve canlı sokaklarında sıra dışı planların kurulduğu ve yıllar süren dostlukların sınavdan geçtiği bir hayatın hikâyesi. SinemaTürkis’in aktörleri evrensel değerlere ulaşmak için tabuları yıkıyorlar. Mesela, ilâhi aşkı arayan gizemli halk şairi Yunus Emre’nin hayatını işleyen bir filmle izleyiciler hem tarihe hem de iç dünyalarına yolculuk yapıyorlar. Yeşim Ustaoğlu, izleyicileri; otobanda bir dinlenme tesisinde çalışan, hayattan silinmiş ve arada bir yerlerde, arafta, kalmış genç bir kadının anlamsız bulduğu hayattan kurtulma çabasına ortak ediyor. Farklı tarz, mekân ve zamanlarda çekilen tüm bu filmler Türkiye’deki hayatlardan kesitler aktarıyor. SinemaTürkis izleyicilere zengin bir Türkiye portresi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda onu anlamaya davet ediyor.

100 Yıl Türk Film
Türk sinemasının 100. Yılında en sevilen film klasiklerini bir kere daha hafızalarımıza kazıyor ve bu önemli eserlerin oyuncularını ve yönetmenlerini saygıyla anıyoruz. Aynı zamanda, başarıyı yeni yakalayan filmlere ve bugüne kadar çok da ün kazanamamış Türk sinemasının gelişimine de değiniyoruz. Metin Erksan’ın yıllar süren sansür ve değiştirmelerden sonra halka tekrar sunulan siyah-beyaz filmi ''Susuz Yaz” bu film klasikleri arasında yer alıyor. Türkan Şoray 1972 yılında yaptığı ''Dönüş” filminde, Almanya’ya misafir işçi olarak gelen ve Almancı olarak kalan bir adamın kaderini işleyen ilk yönetmenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Yılmaz Erdoğan, 70’li yıllardaki Türk sinema kültürünün çöküşünü anlattığı komedi filmi ''Vizontele”yle 2,4 milyon izleyiciye ulaşarak Türk sinemasının en başarılı filmlerinden biri olmayı başardı. Elbette ki bu kategoride sadece klasikler yer almıyor. Semih Kaplanoğlu’nun 2010 yılı Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan eseri ''Bal” ve yurtdışında başarıyı yakalayan diğer filmler de yeni Türk yapımları arasında yer alıyor. Bir Şerif Gören ve Yılmaz Güney filmi olan ''Yol” gibi, Almanya’da yılın sonunda ilk gösterimini kutlayan Nuri Bilge Ceylan filmi ''Kış Uykusu” Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazanarak bu onura ortak oldu.

KISA FİLMLER
Bilinmeyen ya da hemen hemen hiç konuşulmayan konuları işleyen bu kısa filmler izleyicileri uzun süre etkisi altında bırakıyor. ''Ağrı ve Dağ'' ve ''Son Kuşlar'' adlı iki kısa film de doğanın muhteşemliğini, gücünü ve ritmini yansıtıyor. Bugünün İstanbul'unda asırlara tanıklık eden saklı hazineler süslenmeden tüm doğallığıyla yansıtılıyor.

BELGESELLER
Bilinmeyen ya da hemen hemen hiç konuşulmayan konuları işleyen bu kısa filmler izleyicileri uzun süre etkisi altında bırakıyor. ''Ağrı ve Dağ'' ve ''Son Kuşlar'' adlı iki kısa film de doğanın muhteşemliğini, gücünü ve ritmini yansıtıyor. Bugünün İstanbul'unda asırlara tanıklık eden saklı hazineler süslenmeden tüm doğallığıyla yansıtılıyor. Programın en kısa filmi ''Sus Kimseler Duymasın'' da yönetmen Zeynep Pekünlü Türk toplumunun farklı kimliklerini eleştirel olarak ele alıyor. Vuslat Saraçoğlu’nun belgeseli ise tamamen başka bir konuya ''Hayran olmak'' durumuna değiniyor. ''Müslüm Babanın Evlatları'' belgeseli sanatçının müzik yaşantısının yanında ayrıca hayranlarının ve sevgisinin portresini çiziyor.






Jüri Üyeleri

Uli Möller

Der aus Wattenscheid stammende Uli Möller besuchte die Filmhochschule in München und arbeitete mehrere Jahre als Herstellungsleiter bei der Produktionsfirma ''Centropolis''. In dieser Zeit entstanden auch die Roland Emmerich Filme ''Hollywood Monster'' und ''Moon 44'', sowie die Spielfilme ''Flucht in den Norden'' und ''Helsinki Napoli - All Night Long''. Möller konzentrierte sich in den Folgejahren auf den Dreh von vielen Werbe- und Imagefilmen für die Industrie. Seit Mitte der Neunziger wirkte er verstärkt als Regisseur u.a. für die Serien ''Verbotene Liebe'', ''Ein Fall für Zwei'' und ''Balko''. 2011 veröffentliche er mit seiner Produktionsfirma Luisfilms den Episodenfilm ''Il cuore in mano, il piedi sulla strada'' über das Leben entlang der italienischen Straße SS 16 Adriatica.

Marian Czura

Marian CzuraMarian Czura ist ein deutsch-polnischer Filmemacher, Regisseur, Kameramann und Drehbuchautor aus Darmstadt. Czura war mehrere Jahre als Dozent in der Berliner Film- und Fernsehakademie tätig. Er stand für einige Filme hinter der Kamera, u.a. für den preisgekrönten Dokumentarfilm ''Leni muss fort'' über das Schicksal eines jüdischen Mädchens während des zweiten Weltkriegs und produzierte als Regisseur mehrere Kurz- und Dokumentarfilme. Ihn verbindet eine langjährige produktive Zusammenarbeit mit dem Filmemacher Leo Hilmer.

Nuray Şahin

Nuray SahinSie studierte in Berlin ab 1996 an der Deutschen Film- und Fernsehakademie Berlin (dffb) Filmregie. Ihre Hauptfächer sind Regie und Drehbuch, bisweilen arbeitet Şahin aber auch als Darstellerin vor der Kamera.
Ihr Kurzfilm ''Die letzte Patrone” lief im Jahr 2000 auf der Berlinale im Wettbewerb und ist für den Friedenspreis nominiert. Ihr Abschlussfilm Folge der Feder! (2004) mit Pegah Ferydoni, ein deutsch-zazaisches Einwanderungsmelodram, wurde in London uraufgeführt und erhielt bei seiner Deutschlandpremiere auf dem Internationalen Filmfest Mannheim-Heidelberg 2004 gleich den Publikumspreis. Es folgten weitere Auszeichnungen auf Festivals in Deutschland und der Türkei. Seit 2005 lief Folge der Feder! innerhalb des kleinen Fernsehspiels des ZDF auch mehrfach im Deutschen Fernsehen.

Auszeichnungen
Publikumspreis - Internationales Filmfest Mannheim-Heidelberg (2004)
Beste Nachwuchsregie (nationaler Wettbewerb) - International Film Festival in Ankara (2005)
Bestes Drehbuch (nationaler Wettbewerb)- International Film Festival in Ankara (2005)
Beste Kamera Deutscher Fernsehpreis 2005
Publikumspreis Internationales Frauenfilmfestival Torino, Italien






Değerli sinemaseverler, değerli Mannheim TürkFilmFestivali dostları, Festivaliniz devam ediyor… 29.Kasım - 10.Aralık 2012 arası festival mekanları Mannheim Rosengarten Kino im Stamitzsaal, ve Cinema Quadrat olacak. Yine ``SinemaTürkis`` bölümünde son yılların yeni yapımlarını, ``Yarışma`` bölümünde Arthaus film seçeneklerini, ''100 yıl Türk Sineması'' kutlama bölümünde ödüllü ulusal ve uluslararası filmleri görme imkanllarınız olacak. Ayrıca ``Belgeseller`` ve ``Kısa filmler`` bölümlerinde sizlere çeşitli temaları içeren filmler sunacağız. Sizleri bu yılda festival dostlamız arasında görmekten onur duyarız. Festivalimizde sevdiğiniz filme oy vererek ödüllendirebilirsiniz ve böylece ''Seyirci Jürisi'' rolünüzüde festivalde oynamış olursunuz, Unutmayınız! Sadece bu değil, aynı zamanda, bu rolünüzle Mannheim´in dostu ve Türk Sinemasının doğum yeri Beyoğlu-İstanbul´a üç günlük iki kişilik ''TürkFilmFestivali kültür seyahat hediye kuponu'' kazanma şansınız olacaktır. Sitemizi ziyaret ederek heycanlı programımızı ve festival misafirlerimizi merak ediniz!





Gösteri Mekanları

CINEMA QUADRAT: 29. Nov.- 04. Dez. 2014
Collini-Straße 1, 68161 Mannheim

ROSENGARTEN | KINO IM STAMITZSAAL: 06.-10 Dez. 2014
Rosengartenplatz 2, 68161 Mannheim

dtw-Deutsch-Türkisches Wirtschaftszentrum
U6, 16, 68161 Mannheim




FESTİVAL EKİBİ
Kanber Altıntaş, Festival Direktörü
Sarah Staeck, Asistan, Filmtrafik
Susan Ethé, Basın ve Medya ilişkileri
Violeta Galabova, Pazarlama, Sosyal Medya
Engin Altınova, Jüri koordinasyon
Semra Doğan, Çeviri, Redaksiyon
Metin Kocadereli, Çeviri
Sarah Staeck, Çeviri, Redaksiyon
Ingrid Sauer, Grafik Tasarım, Program Dergisi
Zeynep Özel, Grafik Tasarım
Gerhard Sauer, Web Sitesi Tasarım&Program





TürkFilmFestivali Tarihçesi

1963 yılında Metin Erksan (''Yılanların öcü'' adlı filmi 2011 Festivali’nde yer aldı) ''Susuz Yaz'' filmi için Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülüne layık görüldü. Uluslararası platformda Türk yapımı bir filmin göstermiş olduğu başarı, akabinde Türk Sinemasının ikinci baharının başlangıcına sebep oldu. Ne var ki tekrar yükselişe geçip uluslararası dalda izleyicilerin kalbini tekrar kazanabilmesi neredeyse bir yirmi yıl daha sürdü.

1980 yılında düzenlenen 29. Uluslararası Mannheim Film Haftası’nda, Ali Özgentürk (TFF’ye 1995 yılında ''Çıplak'' filmiyle konuk oldu) ilk filmi olan ''Hazal'' için uluslararası jüriden Mannheim Altın Film ödülünü aldı. Filmin başrolünde ünlü sinema sanatçısı Türkan Şoray yer almakta.

80’li yılların başında Yılmaz Güney’in, toplumsal sorunları ve çelişkileri konu alan, filmleri ile birlikte Türk Sineması uluslararası arenada kendini kanıtlamaya başlar. Ardından Erden Kıral (1995 TFF konuğu, Film: Mavi Sürgün) ve Zeki Ökten (1996 TFF konuğu, Film: Sürü) gibi yönetmenlerin filmleri Alman sinema ve televizyonlarında izleyici ile buluşur.

Türk Sineması’ndaki gelişimi izleyici ile paylaşmak adına 1987 yılında Uluslararası Mannheim- Heidelberg Film Festivali kapsamında, Fee Vaillant yönetiminde ve Mannheim Türk-Alman Kültür Merkezi adına çalışmalarını sürdüren Kanber Altıntaş işbirliği ile festivalde 1. Türk Film Serisi doğar. Türkiye’den ilk kez altı filmin gösterime girdiği festivalde, izleyiciler Ömer Kavur (TFF 1987 konuğu) ve Atıf Yılmaz (SinemaTürkis konuğu) gibi yönetmenlerle söyleşiler yapma fırsatı buldular.

1988 yılında yönetmen Orhan Oğuz ilk filmi olan ''Herşeye rağmen'' ile uluslararası jüriden Mannheim Belediyesi Büyük Ödül’ü kazandı. Ertesi yıl Türk yönetmen, eşi Nuray Oğuz (Senarist) ile ''3. Göz'' adlı filmlerini tanıtmak amaçlı tekrar festivalimize konuk oldular.

Türk filmleri, festival programı içersinde sürekli olarak yer almaya başladı. Filmlere Türk izleyicilerin yanı sıra Alman seyirciler de ilgi gösteriyordu. Beş yıl aradan sonra, 1992 yılında Dr. Michael Kötz ve Kanber Altıntaş yönetimi altında TürkFilmFestivali adıyla Uluslararası Mannheim- Heidelberg Film Festivali’nin değişmez bir parçası haline geldi ve 2003 yılına kadar toplam 16 kez aralıksız düzenlendi.TürkFilmFestivali seyirci ödülünü sırasıyla alanlar: Tunç Başaran ''Piano Piano Bacaksız'' (1992), Sinan Çetin ''Berlin in Berlin'' (1993), Memduh Ün ''Zıkkımın Kökü'' (1994), Osman Sınav ''Yalancı'' (1995). Dört yıllık bir geçiş döneminden sonra, ekibin TürkFilmFestivali‘ni bağımsız bir festival haline getirme düşüncesi 2010 yılında hayata geçirilebildi. Bu hayalin gerçekleşebilmesinde festival hamiliğini üstlenen Mannheim Belediye Başkanı Dr. Peter Kurz, Mannheim Belediyesi Kültür Dairesi, FilmCommission MRN, Karlsruhe Türk Başkonsolosluğu ve ana sponsorumuz BAKTAT şirketler grubu yönetim başkanı Sayın Mustafa Baklan’ın maddi ve manevi destekleri büyük katkı sağladı. Geçen yıl TürkFilmFestivali olarak 20. yıldönümümüzü kutladık. 21. yılımızda da SİNEMA SEVDASI’nın ön planda olduğu ve ilk kez dokuz güne yayılan heyecan dolu bir festival programı sizleri bekliyor. Festivalin ana fikri kuruluşundan bu yana değişmedi: buluşmaların, toplumsal paylaşımların ve karşılıklı kültürel zenginliğin oluştuğu bir ortam sağlamak. Festivalin yeni yapısı, Türk Sineması’nın uluslararası sahnelerde artan yoğun talebine önemli bir katkı da sağlamakta.