Encardia - Dans Eden Taş
22 Şubat 2014, Cumartesi
Yön: Aggelos Kovotsos, Yunanistan, 2012, 82′
Söyleşi: Burcu Yıldız (İTÜ Müzikoloji)
Film, Güney İtalya’nın zengin müzik geleneğinden beslenerek şarkı yapıp
müziklerini icra eden Yunan müzik grubu Encardia’yı izliyor. Grup, Güney
İtalya’da yolculuk yaparken bölgedeki halk kültürünün temel öğelerini araştırıp
gün ışığına çıkarır. Bunlar esas olarak Güney İtalya’nın Grecia Salentina
yöresinde konuşulan ve içinde İtalyanca sözcükler de barındıran antik Yunan
lehçesi ‘Grigo’ ve çok bilinen İtalyan dansının yerel yorumu olan ve bölgede
sihirli, dini ve iyileştirici boyutlar kazanan ‘tarantela pizzica’dır. Günümüzde
genç ve yaşlı yerel müzisyenler, araştırmacılar ve şairler kutlamalar
sırasındaki şarkı ve şiirleriyle bu güçlü Akdeniz geleneğine hayat verirler.
Bahar
9 Mart 2014, Pazar 19:00
Yön: Carin Goeijers, Hollanda, 2013, 84′
Söyleşi: Selime Büyükgöz (Mor Çatı)
Babasının karşı çıkmasına rağmen Türk erkek arkadaşıyla çocuk denecek yaşta
evlenen Bahar, büyük bir hata yaptığını kısa sürede anlar. Babası ve eşine
duyduğu sevgi arasında kalan genç kadın acısını sessizce göğüslemeye,
evliliğinde maruz kaldığı şiddeti kimseye anlatmamaya karar verir. Utancını
saklamak için mutluymuş gibi davranır. Bahar’ın hayatı ölümcül bir trajediyle
sonuçlanır. Bu sürükleyici belgesel Bahar’ın ve bu büyük kaybın sonrasında
yıkılan ailesinin hikâyesini anlatıyor. Bu sevgi dolu ailenin kalpleri kederle
dolu her bireyi, yaşadıkları büyük acıyla başa çıkmaya çalışır ama duygularını
birbirleriyle paylaşamazlar. “Bahar”, aşk ve aşkın sizi nasıl öldürebileceğine
dair bir hikâye.
Meğer + Misafir
22 Mart 2014, Cumartesi
Meğer: Yön. Uğur Egemen İres, Türkiye, 2013, 19′
Misafir: Yön. Haydar Demirtaş, Türkiye, 2013, 30′
Söyleşi: Ayşe Gül Altınay (Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler)
Meğer: Yusuf İres, Müslüman olarak yaşayan Dersimli bir Ermenidir. 71 yaşında
vaftiz olmaya karar verir. Eşi Emine İres (72) bu durumu bir türlü kabullenemez,
fakat geçmişle hesaplaşmaktan da kendini alıkoyamaz
Misafir: 1920’li yıllarda üç çocuğu ile birlikte Suriye’ye gitmek zorunda kalan
Süryani bir anne, oğlu Bahe’yi Mardin’deki Deyrulzafaran Manastırı’na bırakmak
zorunda kalır. Geçen yıllar boyunca sürekli annesini anan ve 75 yıldır onun
gelmesini bekleyen Bahe, sadece özel günlerde manastırdan çıkar.
Kuşatma
5 Nisan 2014, Cumartesi
Yön: Igor Bezinović, Hırvatistan, 2012, 93′
Söyleşi: Fatma Gök (Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi)
“Kuşatma”, Nisan 2009’da Zagreb’de, Sosyal Bilimler Fakültesi’nde başlayan ve
1971’den beri Hırvatistan’daki en yüksek katılımlı, en uzun ve politik olarak en
etkili öğrenci eylemini, içeriden bir gözle, benzersiz bir şekilde anlatıyor. Bu
eylemde eğitimin ticarileşmesine karşı çıkış ve sınıfların kuşatılması 34 gün
sürdü. İsyan, ülke çapında yirmiden fazla fakülteye yayıldı ve bu süreçte
öğrenciler politik olarak aktif ve etkili oldular. Yönetmen, neşeli hazırlık
toplantıları ve sınıfların kuşatılmasından başlayarak, kişisel meselelerine,
gece geç vakitte yapılan tartışmalarla gelen ilk yorgunluk işaretlerine, öğretim
üyelerinin harekete arkalarını döndükleri ilk âna ve kayıp eğitim bakanına
ulaşma girişimine kadar her şeyi takip edip filme aldı. Bu film, kuşatmanın
sadece fiziksel olmadığını ve daha geniş bir anlamı olduğunu gösteriyor.
Babam, Devrim ve Ben
19 Nisan 2014, Cumartesi
Yön: Ufuk Emiroğlu, Türkiye - İsviçre, 2013, 80′
Söyleşi: Özlem Delikanlı - Eylem Delikanlı - (Keşke Bir Öpüp Koklasaydım kitabı
yazarları)
Yönetmenin öznel bakışıyla anlatılan bir baba-kız ilişkisi. Belgesel üslubunda
bir trajikomedi. Kızı, babasının devrimci hayallerinin nasıl sürgüne, yalana ve
suça dönüştüğünü anlamaya çalışıyor. Belgesel, kurmaca ve animasyon arasında
gidip gelen filmde yönetmen bizi dünyada bir yolculuğa çıkarıyor. Eski bir
komünistin kızı ütopyanın kapılarını çalıyor ve kendi mirasıyla baş etmeye
çalışıyor.
Gece Uçarım
3 Mayıs 2014, Cumartesi
Yön: Michel Wenzer, İsveç, 2011, 88′
Söyleşi: Dilek Çelik (Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü)
California’nın en güvenlikli hapishanelerinden biri olan New Folsom
Hapishanesi’nden görüntüler eşliğinde mahkûmların dünyalarına tanık oluyoruz.
Söz konusu dünyada tehlikeli oyunlardan çok -içlerinden birinin tanımladığı
gibi- tecrit; kalbin, zihnin ve ruhun kapanması var. Bu içten belgesel, çoğu
ömür boyu hapis cezası çekmekte olan mahkûmların bu kapanmayı reddetmesini ve
kendilerini açıp ifade etmek için yaptıkları çalışmayı gösteriyor. Mahkûmların
ana araçları sanat ve bu belgesel de bizi hapishanenin şiir okuma
etkinliklerine, gospel müzik korolarına, bahçede gitarla yapılan blues müziğine
ve hapishanedeki başka birçok yaratım ânına götürüyor. “Gece Uçarım”,
mahkûmların yaptığı sanatsal ve insani yolculuğun yanı sıra yaratma
motivasyonunu ve yol boyunca karşılaşılan güzellikleri ve acıyı gözler önüne
seriyor.
Her Şeyi Yok Eden Makine
17 Mayıs 2014, Cumartesi
Yön: Tinatin Gurchiani, Gürcistan - Almanya, 2012, 97′
Belgesel sinemada hikâye anlatımı üzerine - Documentarist öncesi yuvarlak masa
sohbeti
Gürcistan, 2011. Bir film yönetmeni 15-23 yaş arası genç oyuncular aradığını
ilan eder. Bu arayış onu farklı mekânlara, köylere ve kentlere götürür. İlan
için başvuran birçok insan vardır; bazıları filmin bir parçası olmak ister,
bazılarıysa kendi duygusal hikâyelerini paylaşmak veya ne kadar azimli
olduklarını kanıtlamak ister. Yeterince ilginç olduklarını kanıtlayanlar çeşitli
dramatik durumları canlandıracaktır. Yaşamın ne kadar güzel ve insan kahraman
olmayı hayal ettiğinde bunun ne kadar zor olabileceği üzerine bir film.
Bilgi Üniversitesi İletişim Bilimleri doktora öğrencisi. Mor Çatı Kadın Sığınağı
Vakfı gönüllüsü, İstanbul Feminist Kolektif üyesi.
NOT: 8 Mart'taki 'Feminist Gece Yürüyüşü' etkinliği dolayısıyla bu haftaki
SaturDox gösterimi PAZAR gününe alınmıştır!
Bahar
Yön. / Dir.: Carin Goeijers
Hollanda / The Netherlands, 2013, 84’
Babasının karşı çıkmasına rağmen Türk erkek arkadaşıyla çocuk denecek yaşta
evlenen Bahar, büyük bir hata yaptığını kısa sürede anlar. Babası ve eşine
duyduğu sevgi arasında kalan genç kadın acısını sessizce göğüslemeye,
evliliğinde maruz kaldığı şiddeti kimseye anlatmamaya karar verir. Utancını
saklamak için mutluymuş gibi davranır. Bahar’ın hayatı ölümcül bir trajediyle
sonuçlanır. Hollanda'da geçen bu hüzünlü belgesel Bahar’ın ve bu büyük kaybın
sonrasında yıkılan ailesinin hikâyesini anlatıyor. Bu sevgi dolu ailenin
kalpleri kederle dolu her bireyi, yaşadıkları büyük acıyla başa çıkmaya çalışır
ama duygularını birbirleriyle paylaşamazlar. “Bahar”, aşk ve aşkın sizi nasıl
öldürebileceğine dair bir hikâye.
After marrying her Turkish boyfriend despite her father’s disapproval, Bahar
quickly realizes that she has made a huge mistake. Caught between the love for
her father and the love for her husband, she decides to suffer in silence and
not tell anyone about the abuse in her marriage. Instead she puts on a happy
face to cover up the shame. Her life ends in a deadly tragedy. Taking place in
The Netherlands this gripping documentary tells the story of Bahar but also of
her family, which stays behind devastated by this great loss. Each member of
this loving family is full of heartache, each dealing with this immense pain in
their own way, not able to share their feelings. But ultimately Bahar tells a
story about love and how it can kill you.
March 9th, 2014, Sunday 7:00 p.m.
Giriş ücretsizdir / Admission free
Filmler İngilizce ve Türkçe altyazılı gösterilecektir.
The films have English and Turkish subtitles.
Discussion will be held in Turkish only.
Adres: Tütün Deposu
Lüleci Hendek cad. No: 12 Tophane, İstanbul
22 Mart 2014, Cumartesi 19:00
--------------------------------------------------------------------------------
S Ö Y L E Ş İ
Ayşe Gül Altınay:
“Geçmişten Geleceğe: Suskunluk Katmanları Aralanırken”
--------------------------------------------------------------------------------
(Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler)
Sabancı Üniversitesi’nde antropoloji, kültürel çalışmalar ve toplumsal cinsiyet
dersleri veren Ayşe Gül Altınay’ın araştırmaları militarizm, milliyetçilik,
cinsellik, kadına yönelik şiddet ve hafıza üzerine yoğunlaşıyor. Yayınlarından
bazıları: Vatan, Millet, Kadınlar (der., İletişim Yayınları, 2000/2004), The
Myth of the Military-Nation: Militarism, Gender and Education (Palgrave
Macmillan, 2004), Ebru: Kültürel Çeşitlilik Üzerine Yansımalar (der., Attila
Durak, Metis, 2007), Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet (Yeşim Arat ile birlikte,
Punto, 2007; 2008 PEN Duygu Asena Ödülü), Violence Against Women in Turkey: A
Nationwide Survey (Yeşim Arat ile birlikte, Punto, 2009), işte böyle güzelim...
(Hülya Adak, Esin Düzel, Nilgün Bayraktar ile birlikte, Sel, 2008), ve Torunlar
(Fethiye Çetin ile birlikte, Metis, 2009).
F İ L M L E R
Meğer
(Pure State of the Soul)
Yön./Dir.: Uğur Egemen İres, Türkiye/Turkey, 2013, 19’
Yusuf İres, Müslüman olarak yaşayan Dersimli bir Ermenidir. 71 yaşında vaftiz
olmaya karar verir. Eşi Emine İres (72) bu durumu bir türlü kabullenemez, fakat
geçmişle hesaplaşmaktan da kendini alıkoyamaz.
Misafir
(The Guest)
Yön./Dir.: Haydar Demirtaş, Türkiye/Turkey, 2013, 30'
1920’li yıllarda üç çocuğu ile birlikte Suriye’ye gitmek zorunda kalan Süryani
bir anne, oğlu Bahe’yi Mardin’deki Deyrulzafaran Manastırı’na bırakmak zorunda
kalır. Geçen yıllar boyunca sürekli annesini anan ve 75 yıldır onun gelmesini
bekleyen Bahe, sadece özel günlerde manastırdan çıkar..
Pure State of the Soul: Yusuf Ires is an Armenian from Dersim who lives as a
Muslim. He decides to be baptized at the age of 71. Even though his wife Emine
İres (72) has a hard time accepting this fact, she cannot help but reckon with
the past.
The Guest: In 1920s an Assyrian woman who had to go to Syria with her three
children had to leave her younger son Bahe in the Deyrulzafaran Monastery.
Constantly remembering her mother and waiting for her to come for 75 years, Bahe
only goes out of the monastery on special days.
March 22nd, 2014, Saturday 7:00 p.m.
Giriş ücretsizdir / Admission free
Filmler İngilizce altyazılı gösterilecektir.
The films have English subtitles.
Discussion will be held in Turkish only.