5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali

14 - 18 Nisan 2026

Düzenleyen
Halkların Köprüsü Derneği
Kıbrıs Şehitleri Cad., 35220 Alsancak/İzmir
info@multecifilmfestivali.org
02324212280








Sunuş

Savaşların ve yeni göç dalgalarının gölgesinde, 5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali’ni karşılıyoruz. Bu yıl da İngiltere’den Japonya’ya, Fildişi Sahili’nden Filistin’e, Fransa’dan Kenya’ya, Almanya’dan Kolombiya’ya uzanan geniş bir coğrafyadan, toplam 27 farklı ülkeden 46 film, Institut français’de izleyiciyle buluşacak. Programımızda belgesel, kurmaca, deneysel ve animasyon türlerinde eserler yer alıyor. Gösterimlerin yanı sıra film ekiplerinin özverili katkısı sayesinde söyleşiler de gerçekleşecek.
Uzun zamandır tarihin en kalabalık zorunlu nüfus hareketlerine tanık oluyoruz. Göç ve mültecilik yarattığı insani temelli sorunlar bir tarafa bırakılarak salt, bir politika ve ekonomi konusu olarak ele alınıyor. Mültecilerin her birinin ‘’eşsiz’’ olduğu, her birinin bambaşka bir öyküsü olduğu görmezden geliniyor; ait olduğu sınıf, etnik köken, din, mezhep, kültür ve ulusal aidiyet çeşitli kirli politikaların malzemesine dönüşüyor.
Göçmen ve mülteciler, ülkelerini terk edip başka bir ülkenin topraklarına geçtikleri andan itibaren kendi insanlıklarından ve geçmişlerinden soyutlanarak bir iç politika malzemesine dönüşüp, uluslararası ‘tehdit’ söyleminin parçasına indirgeniyor. Biz; sinemanın, filmler aracılığıyla aktarılan hikayelerin tüm bunlara bir meydan okuma olduğuna inanıyoruz. Mülteci Film Festivali, mültecilere yönelik düşmanca tutumla, ırkçılıkla mücadele eden derneğimizin çalışmalarının bir parçasıdır. Yalnızca bir sinema etkinliği değil; yerinden edilmiş milyonlarca insanın sesine kulak verme çağrısı, birlikte yaşamanın, dayanışmanın ve insan onurunun hatırlatıldığı bir buluşma alanıdır.
Bugün Amerika ve İsrail’in saldırgan emperyal politikaları bu krizi derinleştirerek insanlığın geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Filistin, Venezuela, Lübnan, İran ve muhtemeldir ki festival günlerinde daha da çok gündemimize girecek olan Küba… Ve tüm bu süreçlerin bedelini yaşamlarıyla ödeyen sayısız insan…
Bu saldırganlığın halkların özgürlüğü ya da demokrasiyle bir ilgisi olmadığı açıktır; söz konusu olan, emperyal hedefler uğruna insanlığın yok sayılmasıdır. Bu savaşlar karşısında açık bir tutum almak, hiçbir gerekçeyi bu saldırganlığı meşrulaştırmanın aracı olarak kabul etmemek bugün en temel insani sorumluluklardan biridir. Hem yerel baskıcı rejimlere karşı çıkmak hem de emperyal şiddetin ‘özgürleştirici’ olduğu yanılsamasını reddetmek mümkündür. Yeni mülteci dalgalarının yaratılmaması ve insanlığın geleceğine dair umudu canlı tutabilmek ancak bu duruşla mümkündür.
Bu buluşma, Halkların Köprüsü Derneği’nin çok sayıda üye ve gönüllüsünün özverili emeğiyle hayata geçiyor. İzleyeceklerimiz, aynı zamanda yaklaşık bir yıllık yoğun bir çalışmanın somut karşılığıdır. Emeği geçen herkese içtenlikle teşekkür ederiz. Bu yıl da halkların ezgilerini bizlerle buluşturan Halkların Korosu’na; festival afişimizi tasarlayan Barış Can Avcı’ya; filmlerin Türkçe altyazılarını hazırlayan dostlarımıza; desteklerinden ötürü Goethe-Institut İzmir’e ve her yıl olduğu gibi festivalimize ev sahipliği yapan Institut français İzmir’e teşekkürlerimizi sunarız.
sizleri Ve elbette en büyük teşekkür, filmleriyle beş gün boyunca bizi sinema salonlarında bir araya getirecek olan tüm film ekiplerine… Yer yüzünü hepimizin evi kılabilmek için 5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali’ne davet ediyoruz.

Halkların Köprüsü Derneği







Program
14 Nisan
13.00
Öteki Yer / The Other Place 77’
Bir Göçmenmiş / Was an Immigrant 11’
Ah Canım / Ya Hanouni 3’
15.00
Taraf Değiştirmek / Im Osten was Neues 82’
Kurtarma ‘Suç’u / Proceed To Rescue 9’
17.00
Göç Sofrası / Migration Table 35’
Umut / Hope 46’
19.00
Açılış Konuşmaları / Opening Speeches
Jahia’nın Yazı / L’été de Jahia 91’
21.00
Kokteyl & Halkların Korosu
Konseri
15 Nisan
13.00
Mısır Tarlalarının Olduğu Yer / Itu Ninu 72’
Hudut / Hodoud 13’
15.00
Amra 9’
Taliban’la Yaşamak / Living with the Taliban 53’
17.00
Rüyalar Adası / Isla de Sueños 60’
Oleg’in Yemek Kamyonu / Oleg’s Food Truck 25’ (+16)
Dil Hayattır / Sprache ist Leben 5’
19.00
Sarı Zarflar / Gelbe Briefe 127’
16 Nisan
13.00
Maksim ve Milana / Maksym Y Milana 6’
Sürgünün Rengi / The Color of Exile 101’
15.00
Özgür Kelimeler: Gazzeli Bir Şair / Free Words: A Poet from Gaza 24’
Yuva / Nyumba 83’
17.00
Mardiros’dan Bu Yana / From Mardiros Until Now 43’
Naaş / Body 20’
Kızıma Bir Düş / A Dream For My Daughter 20’
Kanadalıyım / I am Canadian 7’
19.00
Avcının Sonbaharı / Esenta Na Lovetsa 85’
Mama Bunga 8’
17 Nisan
13.00
Bir Kez Daha / Kamaan Marra 42’
Muhamed Salem ve Ben / Muhamed Salem & Me 18’
Bir Çiçek Bir Bavula Nasıl Sığar / How Does a Flower Fit In a Suitcase 8’
15.00
Bir İki Üç / One Two Three 5’
Dedemin Evi / My Grandpa’s Home 72’
17.00
Kızkardeşliğin Türküsü Rengin / The Ballad of Sisterhood: Rengin 59’
Emilia 20’
19.00
Ninni / Lullaby 10’
Josep 74’
Film ekibinin katılımıyla
18 Nisan
11.30
Salman Gitmek İstiyor / Salman Wants to Go 20’
Korku / Strach 20’
Bir Sarmal Gibi / Like a Spiral 28’
13.00
Şafak Sökmeden / Vor der Morgenröte 106’
15.00
Yeni Han / No Country for Others 51’
İkinci El / Second Hand 7’
Yeryüzü Garipleri 2 / Xerîbê Welatan 2 25’
17.00
Yerli Yurtsuz / Rootless Resident 61’
Viktoryalar / Viktorias 17’
Sofra / Broken Bread 6’
19.00
Kardeş Türküler ile 30 Yıl / 30 Years with Kardeş Türküler (Songs of Fraternity) 108’

Gösterimler başladıktan sonra salona izleyici alınmayacaktır.








Öteki Yer / The Other Place
Mehran Rezaei Toroghi / Birleşik Krallık / Belgesel / 77’
Öteki Yer, cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle anavatanlarından ayrılmak zorunda kalan İranlı queer göçmenlerin mücadelelerini konu alıyor.

Kurtarma ‘Suç’u / Proceed to Rescue
Enrico Bachmann/ İsviçre / Belgesel / 9’
Sivil toplum kuruluşları (STK’lar), hayati tehlike altındaki insanları kurtarmak amacıyla dünyanın en ölümcül göç rotası olan Akdeniz’de çalışmalar yürütüyor. Ancak son yıllarda insan hayatını kurtarmak giderek zorlaştı. SOS Méditerranée İsviçre iş birliğiyle hazırlanan bu kısa animasyon, pek çok kişinin bilmediği bir konuyu kamuoyunun dikkatine sunuyor. İzleyicileri, kendilerini insan hayatını kurtarmaya adamış STK’ların, sırf bu çalışmalarından ötürü her an cezalandırılma riskiyle karşı karşıya olduğu gerçeği üzerinde düşünmeye davet ediyor.

Bir Göçmenmiş / Was an immigrant
Ahmet Abdullah Karaca / Türkiye / Kurmaca / 11’
Harun, sahilde yaptığı bir sabah yürüyüşü sırasında, hafızasını kaybetmiş Suriyeli bir mülteci olan Ahmet’in çantasını bulur. Onu ailesiyle yeniden bir araya getirmeye çalışan Harun, savaşın, sürgünün ve paramparça olmuş hayatların dilsiz ağırlığını ortaya çıkaran bir yolculuğun içine çekilir.

Ah Canım / Ya Hanouni
Lyna Tadount, Sofian Chouaib / Fransa / Kurmaca / 3’
Anne ve baba bebeklerini uyutmaya çalışırken, aralarında bir rekabet baş gösterir: Bebeğe ilk kelimesini söyletmeyi kim başaracak?

Taraf Değiştirmek / Im Osten was Neues
Loraine Blumenthal / Almanya / Belgesel / 82’
Futbol antrenörü Eichi ve Torgelow’daki mültecilerden oluşan takımı bizlere dayanışma, geçmiş ve ortak bir gelecek hakkında bir hikaye anlatıyor.

Göç Sofrası / Migration Table
Ersagun Çelebi / Türkiye / Kurmaca / 35’
“Göç Sofrası” kapsamında çekilen belgesel film, İran’dan Türkiye’ye gelen bir def sanatçısının yaşam yolculuğunu odağına alıyor. Karakterin çocukluktan bugüne uzanan hikâyesi ve Türkiye’de kurduğu yaşam aktarılırken; def yapım atölyesi, sanatla kurduğu bağ ve İran’a özgü Ghormeh Sabzi hazırlığı eşliğinde hafıza, aidiyet ve kimlik duygusu görünür hale gelir.

Umut / Hope
Berrak Samur / Türkiye / Belgesel / 46’
Umut, yönetmenin 2009 yılında Suriye gezisi sırasında tanıştığı kişiler arasında ulaşmayı başarabildiği yegâne kişi olan ve hak mücadelesi veren Yahya’nın Suriye’den Türkiye’ye, oradan Macaristan ve Fransa’ya uzanan yolculuğuna tanıklık ediyor. Birçok ülkeden geçen bu yolculuk, yalnızca acı ve zorluklarla değil; aynı zamanda başarı, direniş ve umutla da şekilleniyor.

Jahia’nın Yazı / L’été de Jahia
Olivier Meys / Fransa, Lüksemburg, Belçika / Kurmaca/ 2025 / 91’
15 yaşındaki Jahia, annesiyle birlikte savaş halindeki Sahel’den kaçmıştır. Kararlı ve gergin bir şekilde, bir yetişkin ciddiyetiyle günlük hayatlarını idare eder. Mila ise ailesiyle birlikte Beyaz Rusya’yı terk etmiştir. Meraklı ve doyumsuz olan Mila, her günü keyifli bir kaçış gibi yaşar. O yaz, farklılıklarının ötesinde, yalnızlıkları kesişir. Aralarında, bu belirsiz dünyada kaçınılmaz gibi görünen, nadir ve yoğun bir dostluk doğar.

Halkların Korosu / Konser
Halkların Köprüsü Derneği bünyesinde çalışmalarını amatör ruhla sürdüren Halkların Korosu, repertuarındaki şarkıları ağırlıklı olarak göç yolları üzerinden seçiyor. Türkçe, Kürtçe, Arapça, Zazaca, Makedonca ve Lazca parçalar seslendirecek olan koroya sahnede yerel sazlarla batılı sazlardan oluşan bir orkestra eşlik edecek.

Mısır Tarlalarının Olduğu Yer/ Itu Ninu
Itandehui Jansen / Meksika / Kurmaca / 72’
2084 yılında, son derece kontrollü bir akıllı şehirde, iki iklim göçmeni eski usul mektuplar aracılığıyla iletişim kurmaya çalışmaktadır.

Hudut / Hodoud
Hamdi Khalil Elhusseini, Samar Taher Lulu / Filistin / Belgesel / 13’
Hudut, savaş sonrası sınırlar ve kapalı bir geçiş noktasıyla birbirinden ayrılan Gazze’li bir aile olan Ameen ve Narmeen’in hikayesini anlatıyor. Ayrılığın acısını en derinden hissedenler çocuklar oluyor.

Amra / Amra
Vasil Hristov / Kuzey Makedonya / Kurmaca / 9’
6 yaşındaki Amra göç yolunda, yabancı bir ülkede tüm ailesini kaybeder. Bu kayboluşun nedeni yalnızca ihtiyaç sahibi birine yardım etme içgüdüsüdür.

Taliban’la Yaşamak / Living with the Taliban
Siarhei Marchyk & Witold Repetowicz / Polonya / Belgesel/ 53’
Taliban’la Yaşamak, 2021 sonrası Afganistan’a dair güçlü bir bakış sunuyor. Kişisel öyküler aracılığıyla, rejim destekçilerinin ve hayatları değişenlerin deneyimlerini göstererek, umut ve umutsuzluk arasındaki mücadeleyi vurguluyor.

Mama Bunga / Mama Bunga
Ismail Pank, Kaling Ismail/ Kenya / Belgesel/ 8’
Mama Bunga, Sudan’daki savaşın acımasız pençesinden kaçan ve şu an Kenya’daki Kakuma mülteci kampında yaşayan Sudanlı bir kadındır. Bekar bir anne olarak, çocuklarına bakmak için canla başla çalışmakta, yeteneklerini ve becerilerini kullanarak başarılı bir parfüm satıcısı ve yerel bir şarkıcı olarak geçimini sağlamaktadır. Mülteci kampındaki hayatın getirdiği pek çok zorluğa rağmen Mama Bunga, toplumun kadın olmaya dair çizdiği sınırları kabul etmediğini her haliyle göstermektedir.

Rüyalar Adası / Isla de Sueños
Álvaro Jiménez - Cliff Orloff / Kolombiya, ABD / Belgesel / 60’
ABD ablukası altında yaşamlarını büyük zorluklarla sürdürmeye çalışan Küba halkının ülkelerinde kalma çabasını ve gidenleri konu alan belgesel, aynı zamanda Kübalı sanatçıların da yaşamlarına tanıklık eder.

Oleg’in Yemek Kamyonu / Oleg’s Food Truck / (Hassas İçerik +16)
Dante Gianni Caputo / Ukrayna, ABD / Belgesel / 25’
2025 yılında, Rus güçleri Ukrayna’nın Sumy şehrine yaklaşıyor. On binlerce mülteci yaşadıkları yerlerden ayırılmak zorunda kalıyor. Bir aşçı ve bazı yerel gönüllüler onları beslemek için bir yardım mutfağı kuruyor. Artan talep ve şehirlerinin yoğun bombardımanı arasında, herkesi doyuracak kadar kaynak bulmakta zorlanıyorlar.

Dil Yaşamdır / Sprache ist Leben
Stanko Pavlica/ İsviçre / Kurmaca / 5’
Sessizlik içinde büyüyen 14 yaşındaki işitme engelli bir mülteci; okul, yazı veya konuşma diliyle daha önce hiç tanışmamıştır. İsviçre’de bir tercüman onu fark eder ve ona Zürih’teki bir dil okulunun kapılarını açar. Orada hayatında ilk kez işaret diliyle karşılaşır; bu, iletişimin, kimliğin ve aidiyet duygusunun kapılarını aralayan bir dönüm noktası olur. Gerçek bir hikâyeye dayanan ‘Dil Hayattır’, dilin sadece kelimeleri değil, koca bir hayatı nasıl yeniden inşa edebileceğine dair güçlü bir tanıklıktır.

Sarı Zarflar / Gelbe Briefe
İlker Çatak / Almanya-Fransa-Türkiye / Kurmaca / 127’
Yeni oyunlarının prömiyer gecesi yaşananlar, Ankara’nın tanınan sanatçı çifti Derya ve Aziz’in hayatında geri dönülemez bir kırılmaya yol açar. Bir gecede hedef gösterilerek işlerini ve evlerini kaybeden çift, 13 yaşındaki kızları Ezgi ile birlikte İstanbul’a, Aziz’in annesinin yanına yerleşmek zorunda kalır. Aziz, bu geçici sığınakta bir yandan gündelik işlerle ayakta kalmaya çalışırken diğer yandan etik değerlerinden ödün vermemeye kararlıdır. Derya ise aileyi içinde bulundukları durumdan çıkaracak bir yol ararken, kendisini zorlu kararların eşiğinde bulur. Bu belirsizliklerle dolu süreçte kızları Ezgi ile aralarındaki mesafe yavaş yavaş açılırken; çift, savundukları değerler ile ortak gelecekleri arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Maksim ve Milana / Maksym Y Milana
València’daki “C.E.I.P. Serrería” Devlet Okulu’ndan 10 ve 11 yaşındaki öğrenciler tarafından yapılmıştır / İspanya / Kurmaca / 6’
Ukraynalı Maksim, savaştan kaçarak İspanya’nın Valensiya şehrine sığınan 10 yaşında bir çocuktur. Okulda Milana adında bir Rus kızla tanışır.

Sürgünün Rengi / The Color of Exile
Azlarabe Alaoui / Fildişi Sahili, Fransa, Fas / Kurmaca / 101’
Senegal’in ücra bir köyünde, genç bir albino olan Ousmane, köklü batıl inançların körüklediği günlük hakaret ve tehditlerle karşı karşıya kalır. Eski inanışlar, batıl inançlar ve korku, çocuğu hızla hedef haline getirir. Annesi Aïcha, cehaletin oğlunun hayatına son vermesine izin vermeyi reddeder ve onu, karanlıkta kırılgan bir kor parçası taşır gibi taşıyarak kaçmaya karar verir. Ardından, Afrika kıtası boyunca bir hayatta kalma ve umut yolculuğu başlar.

Özgür Kelimeler: Gazzeli Bir Şair / Free Words: A Poet from Gaza
Abdullah Harun İlhan / Mısır, Türkiye / Belgesel / 24’
Özgür Kelimeler, Pulitzer ödüllü Gazze’li tutuklu şair Mosab Abu Toha’nın, baskı karşısında direnişin ve umudun güçlü bir sesi haline gelen sanatını konu alıyor.

Mardiros’dan Bu Yana / From Mardiros Until Now
Bülent Boral / Türkiye /Belgesel / 43’
Mardiros’dan Bu Yana, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Osep Tokat’ın memleketi Bingöl’e olan duygusal yolculuğunu konu alır. Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Zermek köyüne vardığında Osep Tokat’ın ilk durağı, 1889 yılında dedesi Mardiros Sarkisyan’ın köy meydanına yaptırdığı çeşme olur. Sonra doğduğu evi aramak için köyde dolaşır ama bulamaz. Birkaç köylünün yardımıyla harabe halindeki kiliseyi bulur ve dedesinin şaheserlerinin izini sürmeye başlar. Mardiros Sarkisyan, bölgenin ünlü ustalarındandır. Zermek’te yel değirmeni, köprüler, çeşmeler, harman makineleri ve ev aletleri yaptırmıştır. Çeşitli duraklardan sonra Zermek’e doğru yola çıkan film göçü, acıları, geride kalanları, vatan özlemini konu almaktadır.

Yuva / Nyumba
Francesco Del Grosso / İtalya / Belgesel / 83’
Beş göçmen, Akdeniz mezarlığı ve yeni bir başlangıç arayışı… Cutro sahilinden Calabria’nın kalbine uzanan ‘Nyumba’, hafıza, direnç ve evde olma, güvende olma duygusunun şiirsel bir yolculuğudur.

Naaş / Body
Ashkan Ahmadi/ İran / Kurmaca / 20’
Yurt dışında yaşayan İranlı öğrenci Mahsa, ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ hareketi sırasında kardeşinin tutuklandığını duyunca, istenen kefaleti toplamak için yola çıkar. Mahsa, arkadaşlarının yardımıyla parayı bir araya getirmek için her şeyi riske atar. Ancak para gönderildiğinde kahredici bir gerçekle yüzleşir.

Kızıma Bir Düş / A Dream For My Daughter
Mauricio Osaki / Japonya / Kurmaca / 20’
Avrupa’da bir nakliye konteynerinin içinde kaçak yollarla giderken hayatını kaybeden Güneydoğu Asyalıların trajik kaybından esinlenen Kızıma Bir Düş, Kamboçya’da geçiyor. Hikâye, kızının yurtdışındaki ölümünün sarsıntısını yaşayan yengeç avcısı Pheak’i odağına alıyor. Pheak, bir yandan derin kederiyle boğuşurken bir yandan da kızının cenazesini ülkesine geri getirme zorluklarıyla uğraşır.

Kanadalıyım / I am Canadian
Foad Asadi / Kanada, İran / 7’
Kanada’ya yeni taşınan İranlı genç Parsa, kendisini kimlik karmaşasına sürükleyen bir kültürel yabancılaşma süreciyle mücadele ediyor.

Avcının Sonbaharı / Esenta Na Lovetsa
André Chandelle / Bulgaristan / Kurmaca / 85’
Pişmanlıkların gölgesinde yaşayan emekli avcı Pavel, çocukluğunun geçtiği köyde, hayır işlerinde teselli arayan eski kemancı eşi Anna’dan uzak, sessiz ve yalnız bir hayat sürmektedir. Aralarındaki iletişimsizlikle yıpranan evlilikleri, Pavel’in sınır devriyesi olan yeğenine Bulgaristan sınırından geçen göçmenleri izleme konusunda gönülsüzce yardım etmesiyle beklenmedik bir döneme girer. Istranca’nın büyüleyici manzaralarında geçen Avcının Sonbaharı kefaretin, insanlığın, aşkın ve bağ kurmanın sessiz gücünün sarsıcı bir keşfidir.

Bir Kez Daha / Kamaan Marra
Stefan Johnson / Hollanda / Belgesel / 42’
Bir Kez Daha, çağdaş ve geleneksel ‘dabke’yi harmanlayan Filistinli dans grubu Majdal’ı ve kökenlerini Baqa’a mülteci kampından takip ediyor. Burada, direnişin günlük bağlamda nasıl görünebileceği ve tehlikeli durumlarda nasıl bir eyleme geçileceğinin peşinden gidiliyor.

Muhammed Salem ve Ben / Muhamed Salem & Me Connor Coughlan / İspanya / Belgesel / 18’
Cezayir’in Tindouf kentindeki Sahra mülteci kamplarında film yapımcısı Connor Coughlan, sıcakkanlılığı ve direnciyle sürgün hayatını gözler önüne seren genç Muhamed Salem’i takip ediyor. Nadiren görülen veya üzerine konuşulan bir dünyaya yapılan kişisel bir yolculuk.

Bir Çiçek Bir Bavula Nasıl Sığar / How Does a Flower Fit in a Suitcase
Yeşim Gültekin, Sabri Tutuş / Türkiye / Belgesel / 8’
2024 yılında Kayseri’deki mültecilerle ilgili bir haber, Gaziantep’te güçlü bir tepkiye yol açtı. Bu haberin yarattığı kaosa ve şehrin üzerindeki etkisine odaklanırken, katılımcıların Gaziantep’in Suriyeli vatandaşlar için ne anlama geldiğine dair paylaşımlarına kulak veriyoruz. Onların sesleri aracılığıyla mülteci olma deneyimini, yuva arayışını, yerleşecek bir yer bulma çabasını, sürekli hareket halinde olma halini ve kişisel anılarla kurulan bağları keşfediyoruz. Kolektif ve toplumsal bağların yanı sıra duyguların, bizzat bunları yaşayanlar tarafından dile getirilişine tanıklık ediyoruz.

Bir İki Üç / One Two Three
Amir Hossein Keshmiri/ Filistin / Kurmaca / 5’
Küçük bir kız kuşuyla birlikte evde yalnızdır; aniden bir şey görür ve acil yardım hattını arayıp bir haber verir.

Dedemin Evi / My Grandpa’s Home
Gülten Taranç – Ragıp Taranç / Türkiye / Belgesel / 72’
Buğçe Çalışkan, ailesinin geçmişini izleyerek göç, aidiyet ve kimlik temalarında bir yolculuğa çıkar. 1974 Kıbrıs Harekâtı sonrası Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen dedesiyle başlayan bu arayış, 1989’da Bulgaristan’dan göç eden babasının izleriyle sürer. Farklı zamanlarda yaşanmış bu zorunlu göçler, Buğçe’yi geçmişin evlerine ve insanlığın ortak özlemlerine ulaştırır.

Kızkardeşliğin Türküsü Rengin / The Ballad of Sisterhood: Rengin
Gülseren Aksoy / İngiltere / Belgesel / 59’
2020 yılında Covid-19 pandemisi sırasında Kuzey Londra’da kurulan Rengin Kadın Korosu, Türkiye’den göç eden ve bağ kurma ile duygusal destek arayışındaki bir grup kadının küçük bir çevrimiçi buluşması sonucu başladı. İzolasyon, ev içi baskılar ve belirsizlikle karşı karşıya kalan bu kadınlar; dirençlerini ve dayanışmalarını ifade etmenin bir yolu olarak türkülere yöneldiler. Grup doksan üyeye ulaştığında, çeşitliliklerini temsil etmesi için kendilerine ‘renkli’ anlamına gelen ‘Rengin’ adını verdiler. Rengin Kadın Korosu; bir zamanlar direnişin, neşenin ve kaybın taşıyıcısı olan halk şarkılarının, günümüzde seslerini geri kazanan, topluluk oluşturan ve sürgünü sanata dönüştüren kadınların hikayelerini nasıl anlattığını gözler önüne seriyor.

Emilia
Rafa Arroyo / İspanya / Belgesel / 20’
İnsan hakları ve feminist hareketin yılmaz bir savunucusu olan Emilia Lozano, süregelen sosyal adalet mücadelesinde, sevgi, empati ve dayanışma yoluyla birçok belgesiz göçmen için aile kavramını yeniden tanımlıyor.

Ninni / Lullaby
Maria Saade/ Lübnan /Deneysel / 10’
1982 Lübnan Savaşı sırasında Lübnanlı yaşlı bir kadın, şiddetli gıda ve malzeme kıtlığına rağmen torununa temel ihtiyaçlarını sağlamak için elinden geleni yaparak çatışma ortamında hayatta kalma mücadelesi verir. Radyodan yükselen sert ve ağır savaş anonsları bebeği huzursuz ettiğinde, kadın nazikçe Yalla Tnam (Hadi Uyuyalım) ninnisini söylemeye başlar. Böylece, artık güvenli hissettirmeyen bir ülkenin içinde, birbirlerinde teselli bulan farklı kuşaklardan bu iki kişi arasında sessiz ve şefkat dolu bir alan yaratır.

Josep
Aurel / Fransa, İspanya / Animasyon / 74’
Şubat 1939. İspanyol cumhuriyetçiler, Franco diktatörlüğünden Fransa’ya kaçar. Fransız hükûmeti ise mültecileri hapsettikleri hijyen, su ve yiyeceğe erişimin son derece kısıtlı olduğu toplama kampları inşa eder. Dikenli tellerle ayrılmış bu kamplardan birinde iki adam arkadaş olur.

Salman Gitmek İstiyor / Salman Wants to Go Ozan Takış / Türkiye / Belgesel / 20’
Senegalli sığınmacı Salman, Avrupa’da eğitimine devam etme hayaliyle Türkiye’de para biriktirir. Yunanistan sınırından geçme girişimleri şiddet ve geri itilmelerle sonuçlanır. Belgesel çekileceği gün aniden kaybolur. Film, Salman’ın yazdığı metin ve telefonundaki arşiv aracılığıyla, geride bıraktığı hatıraları ve yarım kalan hikayesini gün yüzüne çıkarır.

Korku / Fear
Robert Zawadzki / Polonya / Kurmaca / 20’
Polonya-Belarus sınırındaki insani krizin arka planında geçen hikâye, ahlaki ikilemler, sosyal tutumlar ve şefkat ile empatinin bedeli temalarını ele alıyor. Taksi şoförü olan Jola, oğluyla birlikte sınıra yakın sakin bir köyde yaşar. Hayatı, yakındaki ormanlarda yaşanan dramlardan uzak bir rutinde ilerler; ta ki bir gün, evinin yakınlarında bitkin ve umutsuz insanlarla tesadüfen karşılaşana kadar.

Bir Sarmal Gibi / Like a Spiral
Lamia Chraibi / Kanada, Fransa, Fas / Belgesel / 28’
“Bir Sarmal Gibi”, Kafala sistemi altında çalışan beş göçmen ev işçisi kadın ile Beyrut arasında geçen şiirsel bir diyalogdur. Kadınların sesleri, filmin grenli görüntülerinden yükselerek, çalınan özgürlüklerini ve varoluş özlemlerini dile getirir. Anıları, baskının ritmiyle dans ediyor. Hayatın sarmalına yakalanmış halde, unutulmaya gömülmemek için tüm güçleri ile kendilerini yukarı çekerler.

Şafak Sökmeden / Vor der Morgenröte
Maria Schrader / Almanya, Fransa, Avusturya / Kurmaca / 106’
Ünlü yazar Stefan Zweig’ın İkinci Dünya Savaşı Almanya’sındaki sürgün yıllarını, ‘doğru tutumlar’ için içinde verdiği savaşını ve bu yeni dünyadaki yuva arayışını hikâye ediniyor. Avusturya’nın Oscar adayı olan Şafak Sökmeden’in yönetmen koltuğunda Maria Schrader oturuyor.

Yeni Han / No Country for Others
Bingöl Elmas / Türkiye / Belgesel / 51’
Göçmenlik, yabancılık ve birlikte yaşamanın kırılgan ihtimali üzerine bir film. İstanbul’un Aksaray semtinde, Suriye’den Somali’ye, Uygur bölgesinden Kazakistan’a uzanan ırak coğrafyaların izleri birbirine karışıyor. Bu kesişimin merkezinde ise Yeni Han var: Evrakların çevrildiği, hayatların yeniden yazıldığı bir yer. Umutla belirsizliğin, kimlikle çatışmanın, sessizlikle temasın iç içe geçtiği bir yapı. Han’ın dışında ise yerliler ve sığınmacılar aynı sokakta yaşasa da görünmeyen bir mesafe her şeyi belirliyor. Film, bu mesafenin sessizliğine kulak veriyor.

İkinci El / Second Hand
Ferhat Ertan / Türkiye / Kurmaca / 7’
Sigarasını yakmak isteyen sivil polis, mülteci olduğunu bilmediği bir kâğıt toplayıcısından çakmak ister; bu alışveriş görünmez ile görüneni ortaya çıkaran trajikomik bir hale döner.

Xerîbê Welatan 2 / Yeryüzü Garipleri 2
Murat Kılıç / Türkiye / Belgesel / 25’
Yaklaşık on yıldır Türkiye’de yaşayan Osso ailesi, Esad rejimine duyulan güvensizlik nedeniyle ülkelerine dönememektedir. Buraya uyum sağlamış olsalar da, hukuki belirsizlikler ve bunun sonucunda ortaya çıkan hak mahrumiyetleri, onları bir kez daha yurtdışında bir gelecek aramaya mecbur bırakır. Ancak iltica başvurusu reddedilen bir kardeşin geride kalacak olması, aileyi yeni bir ayrılıkla karşı karşıya bırakır.

Yerli Yurtsuz / Rootless Resident
Rıza Oylum / Türkiye / Belgesel / 61’
‘Yerli Yurtsuz’, Mardin’in Derik ilçesinde doğan demir ustası Yervant Demirci’nin, Türkiye ve Ermenistan’daki, Ermeni-Türk-Kürt kimliğinin karmaşık arazisinde gezinmesini konu alıyor. Yervant’ın dil yolculuğu Kürtçe ile başlıyor, ardından okul hayatında öğrendiği Türkçe ile devam ediyor ve şimdi ana dilini öğrenerek Ermeni kökleriyle yeniden bağlantı arayışına giriyor. Belgesel, Demirci’nin kendisini ‘Kürt-Ermeni’ ve ‘Türk-Ermeni’ olarak tanımlayan kültürel ve dilsel engellere rağmen, iki ülkede ve üç şehirde mirasıyla yeniden bağ kurma çabalarını izliyor.

Viktoryalar / Viktorias
Neşe Kayardı Seçer / Türkiye/ Belgesel / 17’
Ukrayna-Rus savaşı sebebiyle Slav halklarının birçoğu başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Türkiye bu ülkelerin başında geliyordu. Fethiye’ye gelmiş çocuğunu burada doğurmak zorunda kalmış birçok kadın vardı. Viktoria onlardan sadece birisi. Viktoria ve ailesinin Odessa’dan Fethiye’ye göç edişini, savaşın izlerini, ülkesine olan özlemini, bebeğini başka bir coğrafyada doğurmanın üzüntüsünü ve iki yaşına gelen oğlunun hala anavatanını görememiş olmasının acısını anlatan kısa belgesel film.

Sofra / Broken Bread
Batıgün Sarıkaya / Türkiye / Kurmaca / 6’
Dünyanın her köşesinde sofralar kurulur ve her birinde farklı hayatlar yaşanır. Ancak bazen gözler kör, kulaklar sağır olur. Türkiye’de bir evde, İletişim sorunları yaşayan bir aile, akşam yemeği sırasında Filistin hakkındaki haberleri bile duymayabilir. Oysa oradaki sofrada bambaşka bir gerçeklik yaşanmaktadır.

Kardeş Türküler ile 30 Yıl / 30 Years with Kardeş Türküler (Songs of Fraternity)
Çayan Demirel, Ayşe Çetinbaş / Türkiye, Almanya / Belgesel / 108’
“Kardeş Türküler ile 30 Yıl” belgeseli, 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi Folklör Kulübü bünyesinde başlayan ‘Kardeş Türküler’ projesinin müzikal ve politik yolculuğunun anlatıldığı uzun metraj bir belgesel filmdir. Bu filmde Kardeş Türküler’in 30 yıllık hikayesini ve Türkiye’nin yakın politik tarihindeki kimi olaylar eşliğinde onlardan etkilenerek nasıl devam ettiklerine tanık oluyoruz.

**Gösterimler başladıktan sonra salona izleyici alınmayacaktır.










48 FİLM GÖSTERİLECEK
5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali başladı

Halkların Köprüsü Derneği'nin 5.'sini düzenlediği 2026 Uluslararası Mülteci Film Festivali, İzmir Fransız Kültür Merkezi'nde başladı. Açılışta konuşan Kurucu Başkan Cem Terzi, Türkiye'nin göç politikaları ve geri gönderme anlaşmalarını eleştirerek Akdeniz’in ‘toplu mezara dönüştüğünü’ söyledi

5. Mülteci Hakları Film Festivali afişi/Afiş. Halkların Köprüsü Derneği
Halkların Köprüsü Derneği’nin organize ettiği Uluslararası Mülteci Film Festivali, İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde başladı.

2026'da 5’incisi düzenlenen festival, 14-18 Nisan arasında sinemaseverleri ağırlayacak. Festivalde belgeseller dahil çeşitli filmler gösterime girerken, paneller ve film yönetmenleriyle söyleşiler de yer alacak.

48 film gösterilecek
Resmî festival duyurusuna göre programda kısa, orta ve uzun metrajlı 48 film yer alıyor; gösterimlerin ardından yönetmen ve oyuncularla söyleşiler yapılıyor ve giriş ücretsiz.

Festival zorunlu yerinden edinme, göç, sınır ihlalleri gibi temalara adanmış filmler üzerinden mülteci yaşamlarını ve hikâyelerini görünür kılarak mülteci sorunlarına ilişkin farkındalık oluşturmayı hedefliyor.


Festival Başkanı Emel Yuvayapan, etkinliği “yerinden edilmiş milyonlarca insanın sesine kulak verme çağrısı” olarak tanımladı. Dernek Başkanı Nuray Pehlivan da savaşların ve küresel gerilimlerin zorunlu göçü büyüttüğünü, bu nedenle savaş karşıtı ve insan onurunu savunan bir tutumun önem kazandığını söylüyor.

Açılış konuşması
Festivalin açılış konuşmasını Halkların Köprüsü Derneği Kurucu Başkanı Prof. Cem Terzi yaptı.

Ege'de batan bir mülteci teknesinden sahile vuran mülteci bebek ölümünün ikonik fotoğrafına gönderme yapan Terzi, bebeğin Kürtçe adının değiştirilerek medyada Aylan diye yansıtıldığına hatırlattı; “Alan bebeğin Kobanêli olduğunu sonradan öğrendik” dedi.

"Akdeniz bir toplu mezara dönüştü"
Avrupa'ya doğru ciddi bir Afgan göçünün başladığının altını çizen Terzi, “Afganistan, 40 yıldır savaş içinde olan bir ülke." dedi.

"Dünyanın geri kalmışlık açısından sondan ikinci ülkesi ve yaşam koşullarının çok zor olduğu bir ülke ve bu göç devam ediyor. Denizde her batan botun bir siyasi karar sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Bu insanlar kapatılan sınırlar, geri itmeler, geri gönderme anlaşmaları, insan hayatını pazarlık nesnesine çeviren devlet politikaları tarafından öldürüldüler. Akdeniz bir deniz değil artık, bir toplu mezar”

"AB-Türkiye göç anlaşması bir tuzak"
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında geri gönderme anlaşmasının 10’uncu yılına ulaştığını kaydeden Terzi, bu anlaşmanın bugün bir tuzak, bir hapsetme rejimi olduğunu anladıklarını söyledi.

Prof. Cem Terzi Türkiye’nin milyonlarca sığınmacının tutulduğu açık hava hapishanesine dönüştüğünü vurguladı:

“Bu ülkede bu insanlar korunmuyor. Burada insanlar tutuluyor. Seyahat etmelerine, buradan gitmelerine izin verilmiyor. Avrupa Birliği ile imzaladığımız göç anlaşması böyle bir anlaşma. Türkiye’de ucuz iş gücü olarak kullanılıyorlar. Sigortasız emek olarak kullanılıyorlar ve kayıtsız hayatlar olarak yaşıyorlar.”

Küresel kriz, savaş ve yerinden edilme uyarısı
Sığınmacıların hedef gösterildiğine dikkat çeken Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Terzi, mültecilerin İzmir'de nefret objesi haline getirildiğini vurguladı:

“İşimizi aldılar, ülkemizi işgal ettiler, İzmir’imizi bozdular diye. Kapılarına tel örgü çekenler, sınırlara duvarlar örenler var. Türkiye de hem Suriye sınırına hem Irak sınırına çok büyük uzun ve elektronik tehditli duvarlar ördü, örüyor. Bugün yaşadığımız çağ finansallaşmış kapitalizmin yeni bir kriz çağında. Maalesef bu çağda savaş bir sapma değil, yeni düzenin kendisi olarak karşımıza çıkıyor. Kriz derinleştikçe savaş eğilimi artıyor. Devletler çökertiliyor, toplumlar parçalanıyor, halklar yerinden ediliyor. Yemen’de, Gazze’de, Suriye’de olan budur. İran’da da yapılmak istenen budur. Ve sonra dönüp soruyorlar; bu göçmenler, bu insanlar nereden geldi? Niye geliyorlar? Bu sorunun kendisi bile ahlaksız bir sorudur.”

Gösterimler başladı
Daha sonra Olivier Meys tarafından yönetilen “Jahia’nın Yazı” adlı film gösterimi gerçekleşti. Açılış, Halkların Korosu’nun verdiği dinletiyle devam etti

Programda ayrıca İlker Çatak’ın “Sarı Zarflar”, Maria Schrader’ın “Şafak Sökmeden”, Bingöl Elmas’ın “Yeni Han (No Country for Others)” ve Rıza Oylum’un “Yerli Yurtsuz (Rootless Resident)” ve Aurel’in “Josep” filmleri de gösterilecek.

Kapanış ise “Kardeş Türküler ile 30 Yıl” belgeseliyle yapılacak.

14 Nisan 2026
bianet.org








Uluslararası Mülteci Film Festivali 5. kez sinemaseverlerle buluştu

Halkların Köprüsü Derneği’nin düzenlediği ve bu yıl 5’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Mülteci Film Festivali başladı.

Halkların Köprüsü Derneği’nin organize ettiği Uluslararası Mülteci Film Festivali başladı. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali’nin beşincisi, 14-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşiyor.

Sinevizyon ve açılış konuşmasıyla başlayan festivalde çeşitli filmler, belgeseller, panel ve yönetmenlerin katılacağı söyleşiler olacak. Zorunlu yerinden edinme, göç, sınır ihlalleri gibi temaları işleyerek mülteci yaşamlarını ve hikayelerini görünür kılınacak festival farkındalık oluşturmayı hedefliyor.

Festivalin açılış konuşmasını Halkların Köprüsü Derneği Kurucu Başkanı Cem Terzi yaptı.

2015’te hayatını kaybeden Rojavalı Alan bebeğin ismi Kürtçe olduğu için değistirilerek medyada Aylan diye yansıtıldığına dikkat çeken Terzi, “Alan bebeğin Kobanêli olduğunu sonradan öğrendik” dedi. Ciddi bir Afgan göçünün Avrupa’ya doğru başladığının altını çizen Terzi, “Çünkü Afganistan, 40 yıldır savaş içinde olan bir ülke. Dünyanın geri kalmışlık açısından sondan ikinci ülkesi ve yaşam koşullarının çok zor olduğu bir ülke ve bu göç devam ediyor. Denizde her batan botun bir siyasi karar sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Bu insanlar kapatılan sınırlar, geri itmeler, geri gönderme anlaşmaları, insan hayatını pazarlık nesnesine çeviren devlet politikaları tarafından öldürüldüler. Akdeniz bir deniz değil artık, bir toplu mezar” diye konuştu.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında geri gönderme anlaşmasının 10’uncu yılına ulaştığını kaydeden Terzi, bu anlaşmanın bugün bir tuzak, bir hapsetme rejimi olduğunu anladıklarını söyledi.

Türkiye’nin milyonlarca sığınmacının tutulduğu açık hava hapishanesine dönüştüğünü vurgulayan Terzi, “Bu ülkede bu insanlar korunmuyor. Burada insanlar tutuluyor. Seyahat etmelerine, buradan gitmelerine izin verilmiyor. Avrupa Birliği ile imzaladığımız göç anlaşması böyle bir anlaşma. Türkiye’de ucuz iş gücü olarak kullanılıyorlar. Sigortasız emek olarak kullanılıyorlar ve kayıtsız hayatlar olarak yaşıyorlar” dedi.

Bu problemlerin yanı sıra sığınmacıların hedef gösterildiğini belirten Terzi, “İşimizi aldılar, ülkemizi işgal ettiler, İzmir’imizi bozdular diye. Kapılarına tel örgü çekenler, sınırlara duvarlar örenler var. Türkiye de hem Suriye sınırına hem Irak sınırına çok büyük uzun ve elektronik tehditli duvarlar ördü, örüyor. Bugün yaşadığımız çağ finansallaşmış kapitalizmin yeni bir kriz çağında. Maalesef bu çağda savaş bir sapma değil, yeni düzenin kendisi olarak karşımıza çıkıyor. Kriz derinleştikçe savaş eğilimi artıyor. Devletler çökertiliyor, toplumlar parçalanıyor, halklar yerinden ediliyor. Yemen’de, Gazze’de, Suriye’de olan budur. İran’da da yapılmak istenen budur. Ve sonra dönüp soruyorlar; bu göçmenler, bu insanlar nereden geldi? Niye geliyorlar? Bu sorunun kendisi bile ahlaksız bir sorudur” ifadelerini kullandı.

Daha sonra Olivier Meys tarafından yönetilen “Jahia’nın Yazı” adlı film gösterimi gerçekleşti. Açılış, Halkların Korosu’nun verdiği dinletiyle devam etti.

14 Nisan 2026
ilketv.com.tr






Halkların Köprüsü Derneği @halklarin_koprusu tarafından düzenlenen İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali’nin 5.’si 14-18 Nisan tarihleri arasında Institut Français’de gerçekleşecek. Program hazırlıkları son hızla sürüyor.
Bir an önce buluşmak dileğiyle!