Düzenleyen
Halkların Köprüsü Derneği
Kıbrıs Şehitleri Cad., 35220 Alsancak/İzmir
info@multecifilmfestivali.org
02324212280
Sunuş
Savaşların ve yeni göç dalgalarının gölgesinde, 5. İzmir Uluslararası Mülteci
Film Festivali’ni karşılıyoruz. Bu yıl da İngiltere’den Japonya’ya, Fildişi
Sahili’nden Filistin’e, Fransa’dan Kenya’ya, Almanya’dan Kolombiya’ya uzanan
geniş bir coğrafyadan, toplam 27 farklı ülkeden 46 film, Institut français’de
izleyiciyle buluşacak. Programımızda belgesel, kurmaca, deneysel ve animasyon
türlerinde eserler yer alıyor. Gösterimlerin yanı sıra film ekiplerinin özverili
katkısı sayesinde söyleşiler de gerçekleşecek.
Uzun zamandır tarihin en kalabalık zorunlu nüfus hareketlerine tanık oluyoruz.
Göç ve mültecilik yarattığı insani temelli sorunlar bir tarafa bırakılarak salt,
bir politika ve ekonomi konusu olarak ele alınıyor. Mültecilerin her birinin
‘’eşsiz’’ olduğu, her birinin bambaşka bir öyküsü olduğu görmezden geliniyor;
ait olduğu sınıf, etnik köken, din, mezhep, kültür ve ulusal aidiyet çeşitli
kirli politikaların malzemesine dönüşüyor.
Göçmen ve mülteciler, ülkelerini terk edip başka bir ülkenin topraklarına
geçtikleri andan itibaren kendi insanlıklarından ve geçmişlerinden soyutlanarak
bir iç politika malzemesine dönüşüp, uluslararası ‘tehdit’ söyleminin parçasına
indirgeniyor. Biz; sinemanın, filmler aracılığıyla aktarılan hikayelerin tüm
bunlara bir meydan okuma olduğuna inanıyoruz. Mülteci Film Festivali,
mültecilere yönelik düşmanca tutumla, ırkçılıkla mücadele eden derneğimizin
çalışmalarının bir parçasıdır. Yalnızca bir sinema etkinliği değil; yerinden
edilmiş milyonlarca insanın sesine kulak verme çağrısı, birlikte yaşamanın,
dayanışmanın ve insan onurunun hatırlatıldığı bir buluşma alanıdır.
Bugün Amerika ve İsrail’in saldırgan emperyal politikaları bu krizi
derinleştirerek insanlığın geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Filistin, Venezuela, Lübnan, İran ve muhtemeldir ki festival günlerinde daha da
çok gündemimize girecek olan Küba… Ve tüm bu süreçlerin bedelini yaşamlarıyla
ödeyen sayısız insan…
Bu saldırganlığın halkların özgürlüğü ya da demokrasiyle bir ilgisi olmadığı
açıktır; söz konusu olan, emperyal hedefler uğruna insanlığın yok sayılmasıdır.
Bu savaşlar karşısında açık bir tutum almak, hiçbir gerekçeyi bu saldırganlığı
meşrulaştırmanın aracı olarak kabul etmemek bugün en temel insani
sorumluluklardan biridir. Hem yerel baskıcı rejimlere karşı çıkmak hem de
emperyal şiddetin ‘özgürleştirici’ olduğu yanılsamasını reddetmek mümkündür.
Yeni mülteci dalgalarının yaratılmaması ve insanlığın geleceğine dair umudu
canlı tutabilmek ancak bu duruşla mümkündür.
Bu buluşma, Halkların Köprüsü Derneği’nin çok sayıda üye ve gönüllüsünün
özverili emeğiyle hayata geçiyor. İzleyeceklerimiz, aynı zamanda yaklaşık bir
yıllık yoğun bir çalışmanın somut karşılığıdır. Emeği geçen herkese içtenlikle
teşekkür ederiz. Bu yıl da halkların ezgilerini bizlerle buluşturan Halkların
Korosu’na; festival afişimizi tasarlayan Barış Can Avcı’ya; filmlerin Türkçe
altyazılarını hazırlayan dostlarımıza; desteklerinden ötürü Goethe-Institut
İzmir’e ve her yıl olduğu gibi festivalimize ev sahipliği yapan Institut
français İzmir’e teşekkürlerimizi sunarız.
sizleri Ve elbette en büyük teşekkür, filmleriyle beş gün boyunca bizi sinema
salonlarında bir araya getirecek olan tüm film ekiplerine… Yer yüzünü hepimizin
evi kılabilmek için 5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali’ne davet
ediyoruz.
Halkların Köprüsü Derneği
Program
14 Nisan
13.00
Öteki Yer / The Other Place 77’
Bir Göçmenmiş / Was an Immigrant 11’
Ah Canım / Ya Hanouni 3’
15.00
Taraf Değiştirmek / Im Osten was Neues 82’
Kurtarma ‘Suç’u / Proceed To Rescue 9’
17.00
Göç Sofrası / Migration Table 35’
Umut / Hope 46’
19.00
Açılış Konuşmaları / Opening Speeches
Jahia’nın Yazı / L’été de Jahia 91’
21.00
Kokteyl & Halkların Korosu
Konseri
15 Nisan
13.00
Mısır Tarlalarının Olduğu Yer / Itu Ninu 72’
Hudut / Hodoud 13’
15.00
Amra 9’
Taliban’la Yaşamak / Living with the Taliban 53’
17.00
Rüyalar Adası / Isla de Sueños 60’
Oleg’in Yemek Kamyonu / Oleg’s Food Truck 25’ (+16)
Dil Hayattır / Sprache ist Leben 5’
19.00
Sarı Zarflar / Gelbe Briefe 127’
16 Nisan
13.00
Maksim ve Milana / Maksym Y Milana 6’
Sürgünün Rengi / The Color of Exile 101’
15.00
Özgür Kelimeler: Gazzeli Bir Şair / Free Words: A Poet from Gaza 24’
Yuva / Nyumba 83’
17.00
Mardiros’dan Bu Yana / From Mardiros Until Now 43’
Naaş / Body 20’
Kızıma Bir Düş / A Dream For My Daughter 20’
Kanadalıyım / I am Canadian 7’
19.00
Avcının Sonbaharı / Esenta Na Lovetsa 85’
Mama Bunga 8’
17 Nisan
13.00
Bir Kez Daha / Kamaan Marra 42’
Muhamed Salem ve Ben / Muhamed Salem & Me 18’
Bir Çiçek Bir Bavula Nasıl Sığar / How Does a Flower Fit In a Suitcase 8’
15.00
Bir İki Üç / One Two Three 5’
Dedemin Evi / My Grandpa’s Home 72’
17.00
Kızkardeşliğin Türküsü Rengin / The Ballad of Sisterhood: Rengin 59’
Emilia 20’
19.00
Ninni / Lullaby 10’
Josep 74’
Film ekibinin katılımıyla
18 Nisan
11.30
Salman Gitmek İstiyor / Salman Wants to Go 20’
Korku / Strach 20’
Bir Sarmal Gibi / Like a Spiral 28’
13.00
Şafak Sökmeden / Vor der Morgenröte 106’
15.00
Yeni Han / No Country for Others 51’
İkinci El / Second Hand 7’
Yeryüzü Garipleri 2 / Xerîbê Welatan 2 25’
17.00
Yerli Yurtsuz / Rootless Resident 61’
Viktoryalar / Viktorias 17’
Sofra / Broken Bread 6’
19.00
Kardeş Türküler ile 30 Yıl / 30 Years with Kardeş Türküler (Songs of Fraternity)
108’
Gösterimler başladıktan sonra salona izleyici alınmayacaktır.
Öteki Yer / The Other Place
Mehran Rezaei Toroghi / Birleşik Krallık / Belgesel / 77’
Öteki Yer, cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle anavatanlarından
ayrılmak zorunda kalan İranlı queer göçmenlerin mücadelelerini konu alıyor.
Kurtarma ‘Suç’u / Proceed to Rescue
Enrico Bachmann/ İsviçre / Belgesel / 9’
Sivil toplum kuruluşları (STK’lar), hayati tehlike altındaki insanları kurtarmak
amacıyla dünyanın en ölümcül göç rotası olan Akdeniz’de çalışmalar yürütüyor.
Ancak son yıllarda insan hayatını kurtarmak giderek zorlaştı. SOS Méditerranée
İsviçre iş birliğiyle hazırlanan bu kısa animasyon, pek çok kişinin bilmediği
bir konuyu kamuoyunun dikkatine sunuyor. İzleyicileri, kendilerini insan
hayatını kurtarmaya adamış STK’ların, sırf bu çalışmalarından ötürü her an
cezalandırılma riskiyle karşı karşıya olduğu gerçeği üzerinde düşünmeye davet
ediyor.
Bir Göçmenmiş / Was an immigrant
Ahmet Abdullah Karaca / Türkiye / Kurmaca / 11’
Harun, sahilde yaptığı bir sabah yürüyüşü sırasında, hafızasını kaybetmiş
Suriyeli bir mülteci olan Ahmet’in çantasını bulur. Onu ailesiyle yeniden bir
araya getirmeye çalışan Harun, savaşın, sürgünün ve paramparça olmuş hayatların
dilsiz ağırlığını ortaya çıkaran bir yolculuğun içine çekilir.
Ah Canım / Ya Hanouni
Lyna Tadount, Sofian Chouaib / Fransa / Kurmaca / 3’
Anne ve baba bebeklerini uyutmaya çalışırken, aralarında bir rekabet baş
gösterir: Bebeğe ilk kelimesini söyletmeyi kim başaracak?
Taraf Değiştirmek / Im Osten was Neues
Loraine Blumenthal / Almanya / Belgesel / 82’
Futbol antrenörü Eichi ve Torgelow’daki mültecilerden oluşan takımı bizlere
dayanışma, geçmiş ve ortak bir gelecek hakkında bir hikaye anlatıyor.
Göç Sofrası / Migration Table
Ersagun Çelebi / Türkiye / Kurmaca / 35’
“Göç Sofrası” kapsamında çekilen belgesel film, İran’dan Türkiye’ye gelen bir
def sanatçısının yaşam yolculuğunu odağına alıyor. Karakterin çocukluktan bugüne
uzanan hikâyesi ve Türkiye’de kurduğu yaşam aktarılırken; def yapım atölyesi,
sanatla kurduğu bağ ve İran’a özgü Ghormeh Sabzi hazırlığı eşliğinde hafıza,
aidiyet ve kimlik duygusu görünür hale gelir.
Umut / Hope
Berrak Samur / Türkiye / Belgesel / 46’
Umut, yönetmenin 2009 yılında Suriye gezisi sırasında tanıştığı kişiler arasında
ulaşmayı başarabildiği yegâne kişi olan ve hak mücadelesi veren Yahya’nın
Suriye’den Türkiye’ye, oradan Macaristan ve Fransa’ya uzanan yolculuğuna
tanıklık ediyor. Birçok ülkeden geçen bu yolculuk, yalnızca acı ve zorluklarla
değil; aynı zamanda başarı, direniş ve umutla da şekilleniyor.
Jahia’nın Yazı / L’été de Jahia
Olivier Meys / Fransa, Lüksemburg, Belçika / Kurmaca/ 2025 / 91’
15 yaşındaki Jahia, annesiyle birlikte savaş halindeki Sahel’den kaçmıştır.
Kararlı ve gergin bir şekilde, bir yetişkin ciddiyetiyle günlük hayatlarını
idare eder. Mila ise ailesiyle birlikte Beyaz Rusya’yı terk etmiştir. Meraklı ve
doyumsuz olan Mila, her günü keyifli bir kaçış gibi yaşar. O yaz,
farklılıklarının ötesinde, yalnızlıkları kesişir. Aralarında, bu belirsiz
dünyada kaçınılmaz gibi görünen, nadir ve yoğun bir dostluk doğar.
Halkların Korosu / Konser
Halkların Köprüsü Derneği bünyesinde çalışmalarını amatör ruhla sürdüren
Halkların Korosu, repertuarındaki şarkıları ağırlıklı olarak göç yolları
üzerinden seçiyor. Türkçe, Kürtçe, Arapça, Zazaca, Makedonca ve Lazca parçalar
seslendirecek olan koroya sahnede yerel sazlarla batılı sazlardan oluşan bir
orkestra eşlik edecek.
Mısır Tarlalarının Olduğu Yer/ Itu Ninu
Itandehui Jansen / Meksika / Kurmaca / 72’
2084 yılında, son derece kontrollü bir akıllı şehirde, iki iklim göçmeni eski
usul mektuplar aracılığıyla iletişim kurmaya çalışmaktadır.
Hudut / Hodoud
Hamdi Khalil Elhusseini, Samar Taher Lulu / Filistin / Belgesel / 13’
Hudut, savaş sonrası sınırlar ve kapalı bir geçiş noktasıyla birbirinden ayrılan
Gazze’li bir aile olan Ameen ve Narmeen’in hikayesini anlatıyor. Ayrılığın
acısını en derinden hissedenler çocuklar oluyor.
Amra / Amra
Vasil Hristov / Kuzey Makedonya / Kurmaca / 9’
6 yaşındaki Amra göç yolunda, yabancı bir ülkede tüm ailesini kaybeder. Bu
kayboluşun nedeni yalnızca ihtiyaç sahibi birine yardım etme içgüdüsüdür.
Taliban’la Yaşamak / Living with the Taliban
Siarhei Marchyk & Witold Repetowicz / Polonya / Belgesel/ 53’
Taliban’la Yaşamak, 2021 sonrası Afganistan’a dair güçlü bir bakış sunuyor.
Kişisel öyküler aracılığıyla, rejim destekçilerinin ve hayatları değişenlerin
deneyimlerini göstererek, umut ve umutsuzluk arasındaki mücadeleyi vurguluyor.
Mama Bunga / Mama Bunga
Ismail Pank, Kaling Ismail/ Kenya / Belgesel/ 8’
Mama Bunga, Sudan’daki savaşın acımasız pençesinden kaçan ve şu an Kenya’daki
Kakuma mülteci kampında yaşayan Sudanlı bir kadındır. Bekar bir anne olarak,
çocuklarına bakmak için canla başla çalışmakta, yeteneklerini ve becerilerini
kullanarak başarılı bir parfüm satıcısı ve yerel bir şarkıcı olarak geçimini
sağlamaktadır. Mülteci kampındaki hayatın getirdiği pek çok zorluğa rağmen Mama
Bunga, toplumun kadın olmaya dair çizdiği sınırları kabul etmediğini her haliyle
göstermektedir.
Rüyalar Adası / Isla de Sueños
Álvaro Jiménez - Cliff Orloff / Kolombiya, ABD / Belgesel / 60’
ABD ablukası altında yaşamlarını büyük zorluklarla sürdürmeye çalışan Küba
halkının ülkelerinde kalma çabasını ve gidenleri konu alan belgesel, aynı
zamanda Kübalı sanatçıların da yaşamlarına tanıklık eder.
Oleg’in Yemek Kamyonu / Oleg’s Food Truck / (Hassas İçerik +16)
Dante Gianni Caputo / Ukrayna, ABD / Belgesel / 25’
2025 yılında, Rus güçleri Ukrayna’nın Sumy şehrine yaklaşıyor. On binlerce
mülteci yaşadıkları yerlerden ayırılmak zorunda kalıyor. Bir aşçı ve bazı yerel
gönüllüler onları beslemek için bir yardım mutfağı kuruyor. Artan talep ve
şehirlerinin yoğun bombardımanı arasında, herkesi doyuracak kadar kaynak
bulmakta zorlanıyorlar.
Dil Yaşamdır / Sprache ist Leben
Stanko Pavlica/ İsviçre / Kurmaca / 5’
Sessizlik içinde büyüyen 14 yaşındaki işitme engelli bir mülteci; okul, yazı
veya konuşma diliyle daha önce hiç tanışmamıştır. İsviçre’de bir tercüman onu
fark eder ve ona Zürih’teki bir dil okulunun kapılarını açar. Orada hayatında
ilk kez işaret diliyle karşılaşır; bu, iletişimin, kimliğin ve aidiyet
duygusunun kapılarını aralayan bir dönüm noktası olur. Gerçek bir hikâyeye
dayanan ‘Dil Hayattır’, dilin sadece kelimeleri değil, koca bir hayatı nasıl
yeniden inşa edebileceğine dair güçlü bir tanıklıktır.
Sarı Zarflar / Gelbe Briefe
İlker Çatak / Almanya-Fransa-Türkiye / Kurmaca / 127’
Yeni oyunlarının prömiyer gecesi yaşananlar, Ankara’nın tanınan sanatçı çifti
Derya ve Aziz’in hayatında geri dönülemez bir kırılmaya yol açar. Bir gecede
hedef gösterilerek işlerini ve evlerini kaybeden çift, 13 yaşındaki kızları Ezgi
ile birlikte İstanbul’a, Aziz’in annesinin yanına yerleşmek zorunda kalır. Aziz,
bu geçici sığınakta bir yandan gündelik işlerle ayakta kalmaya çalışırken diğer
yandan etik değerlerinden ödün vermemeye kararlıdır. Derya ise aileyi içinde
bulundukları durumdan çıkaracak bir yol ararken, kendisini zorlu kararların
eşiğinde bulur. Bu belirsizliklerle dolu süreçte kızları Ezgi ile aralarındaki
mesafe yavaş yavaş açılırken; çift, savundukları değerler ile ortak gelecekleri
arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.
Maksim ve Milana / Maksym Y Milana
València’daki “C.E.I.P. Serrería” Devlet Okulu’ndan 10 ve 11 yaşındaki
öğrenciler tarafından yapılmıştır / İspanya / Kurmaca / 6’
Ukraynalı Maksim, savaştan kaçarak İspanya’nın Valensiya şehrine sığınan 10
yaşında bir çocuktur. Okulda Milana adında bir Rus kızla tanışır.
Sürgünün Rengi / The Color of Exile
Azlarabe Alaoui / Fildişi Sahili, Fransa, Fas / Kurmaca / 101’
Senegal’in ücra bir köyünde, genç bir albino olan Ousmane, köklü batıl
inançların körüklediği günlük hakaret ve tehditlerle karşı karşıya kalır. Eski
inanışlar, batıl inançlar ve korku, çocuğu hızla hedef haline getirir. Annesi
Aïcha, cehaletin oğlunun hayatına son vermesine izin vermeyi reddeder ve onu,
karanlıkta kırılgan bir kor parçası taşır gibi taşıyarak kaçmaya karar verir.
Ardından, Afrika kıtası boyunca bir hayatta kalma ve umut yolculuğu başlar.
Özgür Kelimeler: Gazzeli Bir Şair / Free Words: A Poet from Gaza
Abdullah Harun İlhan / Mısır, Türkiye / Belgesel / 24’
Özgür Kelimeler, Pulitzer ödüllü Gazze’li tutuklu şair Mosab Abu Toha’nın, baskı
karşısında direnişin ve umudun güçlü bir sesi haline gelen sanatını konu alıyor.
Mardiros’dan Bu Yana / From Mardiros Until Now
Bülent Boral / Türkiye /Belgesel / 43’
Mardiros’dan Bu Yana, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Osep Tokat’ın
memleketi Bingöl’e olan duygusal yolculuğunu konu alır. Bingöl’ün Kiğı ilçesine
bağlı Zermek köyüne vardığında Osep Tokat’ın ilk durağı, 1889 yılında dedesi
Mardiros Sarkisyan’ın köy meydanına yaptırdığı çeşme olur. Sonra doğduğu evi
aramak için köyde dolaşır ama bulamaz. Birkaç köylünün yardımıyla harabe
halindeki kiliseyi bulur ve dedesinin şaheserlerinin izini sürmeye başlar.
Mardiros Sarkisyan, bölgenin ünlü ustalarındandır. Zermek’te yel değirmeni,
köprüler, çeşmeler, harman makineleri ve ev aletleri yaptırmıştır. Çeşitli
duraklardan sonra Zermek’e doğru yola çıkan film göçü, acıları, geride
kalanları, vatan özlemini konu almaktadır.
Yuva / Nyumba
Francesco Del Grosso / İtalya / Belgesel / 83’
Beş göçmen, Akdeniz mezarlığı ve yeni bir başlangıç arayışı… Cutro sahilinden
Calabria’nın kalbine uzanan ‘Nyumba’, hafıza, direnç ve evde olma, güvende olma
duygusunun şiirsel bir yolculuğudur.
Naaş / Body
Ashkan Ahmadi/ İran / Kurmaca / 20’
Yurt dışında yaşayan İranlı öğrenci Mahsa, ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ hareketi
sırasında kardeşinin tutuklandığını duyunca, istenen kefaleti toplamak için yola
çıkar. Mahsa, arkadaşlarının yardımıyla parayı bir araya getirmek için her şeyi
riske atar. Ancak para gönderildiğinde kahredici bir gerçekle yüzleşir.
Kızıma Bir Düş / A Dream For My Daughter
Mauricio Osaki / Japonya / Kurmaca / 20’
Avrupa’da bir nakliye konteynerinin içinde kaçak yollarla giderken hayatını
kaybeden Güneydoğu Asyalıların trajik kaybından esinlenen Kızıma Bir Düş,
Kamboçya’da geçiyor. Hikâye, kızının yurtdışındaki ölümünün sarsıntısını yaşayan
yengeç avcısı Pheak’i odağına alıyor. Pheak, bir yandan derin kederiyle
boğuşurken bir yandan da kızının cenazesini ülkesine geri getirme zorluklarıyla
uğraşır.
Kanadalıyım / I am Canadian
Foad Asadi / Kanada, İran / 7’
Kanada’ya yeni taşınan İranlı genç Parsa, kendisini kimlik karmaşasına
sürükleyen bir kültürel yabancılaşma süreciyle mücadele ediyor.
Avcının Sonbaharı / Esenta Na Lovetsa
André Chandelle / Bulgaristan / Kurmaca / 85’
Pişmanlıkların gölgesinde yaşayan emekli avcı Pavel, çocukluğunun geçtiği köyde,
hayır işlerinde teselli arayan eski kemancı eşi Anna’dan uzak, sessiz ve yalnız
bir hayat sürmektedir. Aralarındaki iletişimsizlikle yıpranan evlilikleri,
Pavel’in sınır devriyesi olan yeğenine Bulgaristan sınırından geçen göçmenleri
izleme konusunda gönülsüzce yardım etmesiyle beklenmedik bir döneme girer.
Istranca’nın büyüleyici manzaralarında geçen Avcının Sonbaharı kefaretin,
insanlığın, aşkın ve bağ kurmanın sessiz gücünün sarsıcı bir keşfidir.
Bir Kez Daha / Kamaan Marra
Stefan Johnson / Hollanda / Belgesel / 42’
Bir Kez Daha, çağdaş ve geleneksel ‘dabke’yi harmanlayan Filistinli dans grubu
Majdal’ı ve kökenlerini Baqa’a mülteci kampından takip ediyor. Burada, direnişin
günlük bağlamda nasıl görünebileceği ve tehlikeli durumlarda nasıl bir eyleme
geçileceğinin peşinden gidiliyor.
Muhammed Salem ve Ben / Muhamed Salem & Me Connor Coughlan / İspanya / Belgesel
/ 18’
Cezayir’in Tindouf kentindeki Sahra mülteci kamplarında film yapımcısı Connor
Coughlan, sıcakkanlılığı ve direnciyle sürgün hayatını gözler önüne seren genç
Muhamed Salem’i takip ediyor. Nadiren görülen veya üzerine konuşulan bir dünyaya
yapılan kişisel bir yolculuk.
Bir Çiçek Bir Bavula Nasıl Sığar / How Does a Flower Fit in a Suitcase
Yeşim Gültekin, Sabri Tutuş / Türkiye / Belgesel / 8’
2024 yılında Kayseri’deki mültecilerle ilgili bir haber, Gaziantep’te güçlü bir
tepkiye yol açtı. Bu haberin yarattığı kaosa ve şehrin üzerindeki etkisine
odaklanırken, katılımcıların Gaziantep’in Suriyeli vatandaşlar için ne anlama
geldiğine dair paylaşımlarına kulak veriyoruz. Onların sesleri aracılığıyla
mülteci olma deneyimini, yuva arayışını, yerleşecek bir yer bulma çabasını,
sürekli hareket halinde olma halini ve kişisel anılarla kurulan bağları
keşfediyoruz. Kolektif ve toplumsal bağların yanı sıra duyguların, bizzat
bunları yaşayanlar tarafından dile getirilişine tanıklık ediyoruz.
Bir İki Üç / One Two Three
Amir Hossein Keshmiri/ Filistin / Kurmaca / 5’
Küçük bir kız kuşuyla birlikte evde yalnızdır; aniden bir şey görür ve acil
yardım hattını arayıp bir haber verir.
Dedemin Evi / My Grandpa’s Home
Gülten Taranç – Ragıp Taranç / Türkiye / Belgesel / 72’
Buğçe Çalışkan, ailesinin geçmişini izleyerek göç, aidiyet ve kimlik temalarında
bir yolculuğa çıkar. 1974 Kıbrıs Harekâtı sonrası Yunanistan’dan Türkiye’ye
gelen dedesiyle başlayan bu arayış, 1989’da Bulgaristan’dan göç eden babasının
izleriyle sürer. Farklı zamanlarda yaşanmış bu zorunlu göçler, Buğçe’yi geçmişin
evlerine ve insanlığın ortak özlemlerine ulaştırır.
Kızkardeşliğin Türküsü Rengin / The Ballad of Sisterhood: Rengin
Gülseren Aksoy / İngiltere / Belgesel / 59’
2020 yılında Covid-19 pandemisi sırasında Kuzey Londra’da kurulan Rengin Kadın
Korosu, Türkiye’den göç eden ve bağ kurma ile duygusal destek arayışındaki bir
grup kadının küçük bir çevrimiçi buluşması sonucu başladı. İzolasyon, ev içi
baskılar ve belirsizlikle karşı karşıya kalan bu kadınlar; dirençlerini ve
dayanışmalarını ifade etmenin bir yolu olarak türkülere yöneldiler. Grup doksan
üyeye ulaştığında, çeşitliliklerini temsil etmesi için kendilerine ‘renkli’
anlamına gelen ‘Rengin’ adını verdiler. Rengin Kadın Korosu; bir zamanlar
direnişin, neşenin ve kaybın taşıyıcısı olan halk şarkılarının, günümüzde
seslerini geri kazanan, topluluk oluşturan ve sürgünü sanata dönüştüren
kadınların hikayelerini nasıl anlattığını gözler önüne seriyor.
Emilia
Rafa Arroyo / İspanya / Belgesel / 20’
İnsan hakları ve feminist hareketin yılmaz bir savunucusu olan Emilia Lozano,
süregelen sosyal adalet mücadelesinde, sevgi, empati ve dayanışma yoluyla birçok
belgesiz göçmen için aile kavramını yeniden tanımlıyor.
Ninni / Lullaby
Maria Saade/ Lübnan /Deneysel / 10’
1982 Lübnan Savaşı sırasında Lübnanlı yaşlı bir kadın, şiddetli gıda ve malzeme
kıtlığına rağmen torununa temel ihtiyaçlarını sağlamak için elinden geleni
yaparak çatışma ortamında hayatta kalma mücadelesi verir. Radyodan yükselen sert
ve ağır savaş anonsları bebeği huzursuz ettiğinde, kadın nazikçe Yalla Tnam
(Hadi Uyuyalım) ninnisini söylemeye başlar. Böylece, artık güvenli
hissettirmeyen bir ülkenin içinde, birbirlerinde teselli bulan farklı
kuşaklardan bu iki kişi arasında sessiz ve şefkat dolu bir alan yaratır.
Josep
Aurel / Fransa, İspanya / Animasyon / 74’
Şubat 1939. İspanyol cumhuriyetçiler, Franco diktatörlüğünden Fransa’ya kaçar.
Fransız hükûmeti ise mültecileri hapsettikleri hijyen, su ve yiyeceğe erişimin
son derece kısıtlı olduğu toplama kampları inşa eder. Dikenli tellerle ayrılmış
bu kamplardan birinde iki adam arkadaş olur.
Salman Gitmek İstiyor / Salman Wants to Go Ozan Takış / Türkiye / Belgesel / 20’
Senegalli sığınmacı Salman, Avrupa’da eğitimine devam etme hayaliyle Türkiye’de
para biriktirir. Yunanistan sınırından geçme girişimleri şiddet ve geri
itilmelerle sonuçlanır. Belgesel çekileceği gün aniden kaybolur. Film, Salman’ın
yazdığı metin ve telefonundaki arşiv aracılığıyla, geride bıraktığı hatıraları
ve yarım kalan hikayesini gün yüzüne çıkarır.
Korku / Fear
Robert Zawadzki / Polonya / Kurmaca / 20’
Polonya-Belarus sınırındaki insani krizin arka planında geçen hikâye, ahlaki
ikilemler, sosyal tutumlar ve şefkat ile empatinin bedeli temalarını ele alıyor.
Taksi şoförü olan Jola, oğluyla birlikte sınıra yakın sakin bir köyde yaşar.
Hayatı, yakındaki ormanlarda yaşanan dramlardan uzak bir rutinde ilerler; ta ki
bir gün, evinin yakınlarında bitkin ve umutsuz insanlarla tesadüfen karşılaşana
kadar.
Bir Sarmal Gibi / Like a Spiral
Lamia Chraibi / Kanada, Fransa, Fas / Belgesel / 28’
“Bir Sarmal Gibi”, Kafala sistemi altında çalışan beş göçmen ev işçisi kadın ile
Beyrut arasında geçen şiirsel bir diyalogdur. Kadınların sesleri, filmin grenli
görüntülerinden yükselerek, çalınan özgürlüklerini ve varoluş özlemlerini dile
getirir. Anıları, baskının ritmiyle dans ediyor. Hayatın sarmalına yakalanmış
halde, unutulmaya gömülmemek için tüm güçleri ile kendilerini yukarı çekerler.
Şafak Sökmeden / Vor der Morgenröte
Maria Schrader / Almanya, Fransa, Avusturya / Kurmaca / 106’
Ünlü yazar Stefan Zweig’ın İkinci Dünya Savaşı Almanya’sındaki sürgün yıllarını,
‘doğru tutumlar’ için içinde verdiği savaşını ve bu yeni dünyadaki yuva
arayışını hikâye ediniyor. Avusturya’nın Oscar adayı olan Şafak Sökmeden’in
yönetmen koltuğunda Maria Schrader oturuyor.
Yeni Han / No Country for Others
Bingöl Elmas / Türkiye / Belgesel / 51’
Göçmenlik, yabancılık ve birlikte yaşamanın kırılgan ihtimali üzerine bir film.
İstanbul’un Aksaray semtinde, Suriye’den Somali’ye, Uygur bölgesinden
Kazakistan’a uzanan ırak coğrafyaların izleri birbirine karışıyor. Bu kesişimin
merkezinde ise Yeni Han var: Evrakların çevrildiği, hayatların yeniden yazıldığı
bir yer. Umutla belirsizliğin, kimlikle çatışmanın, sessizlikle temasın iç içe
geçtiği bir yapı. Han’ın dışında ise yerliler ve sığınmacılar aynı sokakta
yaşasa da görünmeyen bir mesafe her şeyi belirliyor. Film, bu mesafenin
sessizliğine kulak veriyor.
İkinci El / Second Hand
Ferhat Ertan / Türkiye / Kurmaca / 7’
Sigarasını yakmak isteyen sivil polis, mülteci olduğunu bilmediği bir kâğıt
toplayıcısından çakmak ister; bu alışveriş görünmez ile görüneni ortaya çıkaran
trajikomik bir hale döner.
Xerîbê Welatan 2 / Yeryüzü Garipleri 2
Murat Kılıç / Türkiye / Belgesel / 25’
Yaklaşık on yıldır Türkiye’de yaşayan Osso ailesi, Esad rejimine duyulan
güvensizlik nedeniyle ülkelerine dönememektedir. Buraya uyum sağlamış olsalar
da, hukuki belirsizlikler ve bunun sonucunda ortaya çıkan hak mahrumiyetleri,
onları bir kez daha yurtdışında bir gelecek aramaya mecbur bırakır. Ancak iltica
başvurusu reddedilen bir kardeşin geride kalacak olması, aileyi yeni bir
ayrılıkla karşı karşıya bırakır.
Yerli Yurtsuz / Rootless Resident
Rıza Oylum / Türkiye / Belgesel / 61’
‘Yerli Yurtsuz’, Mardin’in Derik ilçesinde doğan demir ustası Yervant
Demirci’nin, Türkiye ve Ermenistan’daki, Ermeni-Türk-Kürt kimliğinin karmaşık
arazisinde gezinmesini konu alıyor. Yervant’ın dil yolculuğu Kürtçe ile
başlıyor, ardından okul hayatında öğrendiği Türkçe ile devam ediyor ve şimdi ana
dilini öğrenerek Ermeni kökleriyle yeniden bağlantı arayışına giriyor. Belgesel,
Demirci’nin kendisini ‘Kürt-Ermeni’ ve ‘Türk-Ermeni’ olarak tanımlayan kültürel
ve dilsel engellere rağmen, iki ülkede ve üç şehirde mirasıyla yeniden bağ kurma
çabalarını izliyor.
Viktoryalar / Viktorias
Neşe Kayardı Seçer / Türkiye/ Belgesel / 17’
Ukrayna-Rus savaşı sebebiyle Slav halklarının birçoğu başka ülkelere göç etmek
zorunda kaldı. Türkiye bu ülkelerin başında geliyordu. Fethiye’ye gelmiş
çocuğunu burada doğurmak zorunda kalmış birçok kadın vardı. Viktoria onlardan
sadece birisi. Viktoria ve ailesinin Odessa’dan Fethiye’ye göç edişini, savaşın
izlerini, ülkesine olan özlemini, bebeğini başka bir coğrafyada doğurmanın
üzüntüsünü ve iki yaşına gelen oğlunun hala anavatanını görememiş olmasının
acısını anlatan kısa belgesel film.
Sofra / Broken Bread
Batıgün Sarıkaya / Türkiye / Kurmaca / 6’
Dünyanın her köşesinde sofralar kurulur ve her birinde farklı hayatlar yaşanır.
Ancak bazen gözler kör, kulaklar sağır olur. Türkiye’de bir evde, İletişim
sorunları yaşayan bir aile, akşam yemeği sırasında Filistin hakkındaki haberleri
bile duymayabilir. Oysa oradaki sofrada bambaşka bir gerçeklik yaşanmaktadır.
Kardeş Türküler ile 30 Yıl / 30 Years with Kardeş Türküler (Songs of Fraternity)
Çayan Demirel, Ayşe Çetinbaş / Türkiye, Almanya / Belgesel / 108’
“Kardeş Türküler ile 30 Yıl” belgeseli, 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi
Folklör Kulübü bünyesinde başlayan ‘Kardeş Türküler’ projesinin müzikal ve
politik yolculuğunun anlatıldığı uzun metraj bir belgesel filmdir. Bu filmde
Kardeş Türküler’in 30 yıllık hikayesini ve Türkiye’nin yakın politik tarihindeki
kimi olaylar eşliğinde onlardan etkilenerek nasıl devam ettiklerine tanık
oluyoruz.
**Gösterimler başladıktan sonra salona izleyici alınmayacaktır.
48 FİLM GÖSTERİLECEK
5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali başladı
Halkların Köprüsü Derneği'nin 5.'sini düzenlediği 2026 Uluslararası Mülteci Film
Festivali, İzmir Fransız Kültür Merkezi'nde başladı. Açılışta konuşan Kurucu
Başkan Cem Terzi, Türkiye'nin göç politikaları ve geri gönderme anlaşmalarını
eleştirerek Akdeniz’in ‘toplu mezara dönüştüğünü’ söyledi
5. Mülteci Hakları Film Festivali afişi/Afiş. Halkların Köprüsü Derneği
Halkların Köprüsü Derneği’nin organize ettiği Uluslararası Mülteci Film
Festivali, İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde başladı.
2026'da 5’incisi düzenlenen festival, 14-18 Nisan arasında sinemaseverleri
ağırlayacak. Festivalde belgeseller dahil çeşitli filmler gösterime girerken,
paneller ve film yönetmenleriyle söyleşiler de yer alacak.
48 film gösterilecek
Resmî festival duyurusuna göre programda kısa, orta ve uzun metrajlı 48 film yer
alıyor; gösterimlerin ardından yönetmen ve oyuncularla söyleşiler yapılıyor ve
giriş ücretsiz.
Festival zorunlu yerinden edinme, göç, sınır ihlalleri gibi temalara adanmış
filmler üzerinden mülteci yaşamlarını ve hikâyelerini görünür kılarak mülteci
sorunlarına ilişkin farkındalık oluşturmayı hedefliyor.
Festival Başkanı Emel Yuvayapan, etkinliği “yerinden edilmiş milyonlarca insanın
sesine kulak verme çağrısı” olarak tanımladı. Dernek Başkanı Nuray Pehlivan da
savaşların ve küresel gerilimlerin zorunlu göçü büyüttüğünü, bu nedenle savaş
karşıtı ve insan onurunu savunan bir tutumun önem kazandığını söylüyor.
Açılış konuşması
Festivalin açılış konuşmasını Halkların Köprüsü Derneği Kurucu Başkanı Prof. Cem
Terzi yaptı.
Ege'de batan bir mülteci teknesinden sahile vuran mülteci bebek ölümünün ikonik
fotoğrafına gönderme yapan Terzi, bebeğin Kürtçe adının değiştirilerek medyada
Aylan diye yansıtıldığına hatırlattı; “Alan bebeğin Kobanêli olduğunu sonradan
öğrendik” dedi.
"Akdeniz bir toplu mezara dönüştü"
Avrupa'ya doğru ciddi bir Afgan göçünün başladığının altını çizen Terzi,
“Afganistan, 40 yıldır savaş içinde olan bir ülke." dedi.
"Dünyanın geri kalmışlık açısından sondan ikinci ülkesi ve yaşam koşullarının
çok zor olduğu bir ülke ve bu göç devam ediyor. Denizde her batan botun bir
siyasi karar sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Bu insanlar kapatılan sınırlar,
geri itmeler, geri gönderme anlaşmaları, insan hayatını pazarlık nesnesine
çeviren devlet politikaları tarafından öldürüldüler. Akdeniz bir deniz değil
artık, bir toplu mezar”
"AB-Türkiye göç anlaşması bir tuzak"
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında geri gönderme anlaşmasının 10’uncu yılına
ulaştığını kaydeden Terzi, bu anlaşmanın bugün bir tuzak, bir hapsetme rejimi
olduğunu anladıklarını söyledi.
Prof. Cem Terzi Türkiye’nin milyonlarca sığınmacının tutulduğu açık hava
hapishanesine dönüştüğünü vurguladı:
“Bu ülkede bu insanlar korunmuyor. Burada insanlar tutuluyor. Seyahat
etmelerine, buradan gitmelerine izin verilmiyor. Avrupa Birliği ile
imzaladığımız göç anlaşması böyle bir anlaşma. Türkiye’de ucuz iş gücü olarak
kullanılıyorlar. Sigortasız emek olarak kullanılıyorlar ve kayıtsız hayatlar
olarak yaşıyorlar.”
Küresel kriz, savaş ve yerinden edilme uyarısı
Sığınmacıların hedef gösterildiğine dikkat çeken Halkların Köprüsü Derneği
Başkanı Terzi, mültecilerin İzmir'de nefret objesi haline getirildiğini
vurguladı:
“İşimizi aldılar, ülkemizi işgal ettiler, İzmir’imizi bozdular diye. Kapılarına
tel örgü çekenler, sınırlara duvarlar örenler var. Türkiye de hem Suriye
sınırına hem Irak sınırına çok büyük uzun ve elektronik tehditli duvarlar ördü,
örüyor. Bugün yaşadığımız çağ finansallaşmış kapitalizmin yeni bir kriz çağında.
Maalesef bu çağda savaş bir sapma değil, yeni düzenin kendisi olarak karşımıza
çıkıyor. Kriz derinleştikçe savaş eğilimi artıyor. Devletler çökertiliyor,
toplumlar parçalanıyor, halklar yerinden ediliyor. Yemen’de, Gazze’de, Suriye’de
olan budur. İran’da da yapılmak istenen budur. Ve sonra dönüp soruyorlar; bu
göçmenler, bu insanlar nereden geldi? Niye geliyorlar? Bu sorunun kendisi bile
ahlaksız bir sorudur.”
Gösterimler başladı
Daha sonra Olivier Meys tarafından yönetilen “Jahia’nın Yazı” adlı film
gösterimi gerçekleşti. Açılış, Halkların Korosu’nun verdiği dinletiyle devam
etti
Programda ayrıca İlker Çatak’ın “Sarı Zarflar”, Maria Schrader’ın “Şafak
Sökmeden”, Bingöl Elmas’ın “Yeni Han (No Country for Others)” ve Rıza Oylum’un
“Yerli Yurtsuz (Rootless Resident)” ve Aurel’in “Josep” filmleri de
gösterilecek.
Kapanış ise “Kardeş Türküler ile 30 Yıl” belgeseliyle yapılacak.
14 Nisan 2026
bianet.org
Uluslararası Mülteci Film Festivali 5. kez sinemaseverlerle buluştu
Halkların Köprüsü Derneği’nin düzenlediği ve bu yıl 5’incisi gerçekleştirilecek
Uluslararası Mülteci Film Festivali başladı.
Halkların Köprüsü Derneği’nin organize ettiği Uluslararası Mülteci Film
Festivali başladı. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali’nin beşincisi,
14-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşiyor.
Sinevizyon ve açılış konuşmasıyla başlayan festivalde çeşitli filmler,
belgeseller, panel ve yönetmenlerin katılacağı söyleşiler olacak. Zorunlu
yerinden edinme, göç, sınır ihlalleri gibi temaları işleyerek mülteci
yaşamlarını ve hikayelerini görünür kılınacak festival farkındalık oluşturmayı
hedefliyor.
Festivalin açılış konuşmasını Halkların Köprüsü Derneği Kurucu Başkanı Cem Terzi
yaptı.
2015’te hayatını kaybeden Rojavalı Alan bebeğin ismi Kürtçe olduğu için
değistirilerek medyada Aylan diye yansıtıldığına dikkat çeken Terzi, “Alan
bebeğin Kobanêli olduğunu sonradan öğrendik” dedi. Ciddi bir Afgan göçünün
Avrupa’ya doğru başladığının altını çizen Terzi, “Çünkü Afganistan, 40 yıldır
savaş içinde olan bir ülke. Dünyanın geri kalmışlık açısından sondan ikinci
ülkesi ve yaşam koşullarının çok zor olduğu bir ülke ve bu göç devam ediyor.
Denizde her batan botun bir siyasi karar sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Bu
insanlar kapatılan sınırlar, geri itmeler, geri gönderme anlaşmaları, insan
hayatını pazarlık nesnesine çeviren devlet politikaları tarafından öldürüldüler.
Akdeniz bir deniz değil artık, bir toplu mezar” diye konuştu.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında geri gönderme anlaşmasının 10’uncu yılına
ulaştığını kaydeden Terzi, bu anlaşmanın bugün bir tuzak, bir hapsetme rejimi
olduğunu anladıklarını söyledi.
Türkiye’nin milyonlarca sığınmacının tutulduğu açık hava hapishanesine
dönüştüğünü vurgulayan Terzi, “Bu ülkede bu insanlar korunmuyor. Burada insanlar
tutuluyor. Seyahat etmelerine, buradan gitmelerine izin verilmiyor. Avrupa
Birliği ile imzaladığımız göç anlaşması böyle bir anlaşma. Türkiye’de ucuz iş
gücü olarak kullanılıyorlar. Sigortasız emek olarak kullanılıyorlar ve kayıtsız
hayatlar olarak yaşıyorlar” dedi.
Bu problemlerin yanı sıra sığınmacıların hedef gösterildiğini belirten Terzi,
“İşimizi aldılar, ülkemizi işgal ettiler, İzmir’imizi bozdular diye. Kapılarına
tel örgü çekenler, sınırlara duvarlar örenler var. Türkiye de hem Suriye
sınırına hem Irak sınırına çok büyük uzun ve elektronik tehditli duvarlar ördü,
örüyor. Bugün yaşadığımız çağ finansallaşmış kapitalizmin yeni bir kriz çağında.
Maalesef bu çağda savaş bir sapma değil, yeni düzenin kendisi olarak karşımıza
çıkıyor. Kriz derinleştikçe savaş eğilimi artıyor. Devletler çökertiliyor,
toplumlar parçalanıyor, halklar yerinden ediliyor. Yemen’de, Gazze’de, Suriye’de
olan budur. İran’da da yapılmak istenen budur. Ve sonra dönüp soruyorlar; bu
göçmenler, bu insanlar nereden geldi? Niye geliyorlar? Bu sorunun kendisi bile
ahlaksız bir sorudur” ifadelerini kullandı.
Daha sonra Olivier Meys tarafından yönetilen “Jahia’nın Yazı” adlı film
gösterimi gerçekleşti. Açılış, Halkların Korosu’nun verdiği dinletiyle devam
etti.
14 Nisan 2026
ilketv.com.tr
Halkların Köprüsü Derneği @halklarin_koprusu tarafından düzenlenen İzmir
Uluslararası Mülteci Film Festivali’nin 5.’si 14-18 Nisan tarihleri arasında
Institut Français’de gerçekleşecek. Program hazırlıkları son hızla sürüyor.
Bir an önce buluşmak dileğiyle!