Doğum Tarihi : 1916, Edirne
Ölüm Tarihi : 3 Şubat 2006, İstanbul
İlhan G. Arakon 1937'de Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü'ne girdi. Son sınıfta ailesinin Ankara'ya gitmesi üzerine Akademi'den ayrıldı.
1930'lardan itibaren fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Daha sonra 16mm kamera satın alarak amatör kameramanlık yaptı.
1940 yılında Münif Fehim, Hüsnü Cantürk, Suat Fenik, ve İhsan Erkılıç ile birlikte Eminönü Halkevinde açtıkları fotograf
sergisiyle fotografın da sergilenebileceğinin ilk örneğini oluşturdular. 1941'de Ankara Çocuk Tiyatrosu'nda yönetmen
yardımcısı olarak çalıştı. Daha sonra "Geçiş Dönemi" sinemacılarından biri olarak adını duyurdu ve 1944'de profesyonel
anlamda görüntü yönetmenliği yapmaya başladı. Bu tarihten itibaren sanat yönetmeni, görüntü yönetmeni, yönetmen, ses
uzmanı gibi görevlerle 400'ün üzerinde filmde yer aldı.
Türkiye'ye ilk zoom objektiflerden birini getirerek Lütfi Akad'ın bir filminde
kullandı. Bu yeniliği Lütfi Akad "Işıkla Karanlık Arasında" isimli kitabında anlatacaktı.
Sayfa 274
"İlhan Arakon yeni bir mercek getiriyor, alışılmış
merceklerden çok değişik. Gövdesi daha kalın ve Uzun, gördüğü işe gelince bir
sinemacı için müthiş. Kamera yerinden hareket etmeden, istendiğinde boy çekim
ölçeğinde Duran bir insanın Baş çekimine kadar yaklaşıyor ya da Baş çekimden
genel çekime kadar açılabiliyor. Bir-iki deneme yapıyorum, müthiş, çok Güzel.
Artık o sallanan, tekleyen sarsak arabaların işkencesinden kurtulacağız..
diyeceğim ama duraklıyorum. Ben zaten sahneye koyuşlarımda böyle bir yöntemi
çoktandır bıraktım. Eğer bir oyuncunun yakın çekimine gerek duyuyorsam onu
kameraya yaklaştırmayı yeğliyorum çok kere. Birden hızla yaklaşarak oyuncunun
gözlerine kadar girebilmekse, ne yolla olursa olsun bu tür çarpıcı çekimleri
seyirciye yapılmış bir tür 'şantaj' olarak niteliyorum. Her neyse, adına 'zoom'
diyorlar, 'zum' okunuyor. Faydalı olacağa da benziyor ama ihtiyatla kullanmakta
fayda var."
1951'de yönetmenliğini kardeşi Aydın Arakon'un yaptığı "İstanbul'un Fethi" adlı filmde Sanat Yönetmeni ve Görüntü
Yönetmeni olarak muhteşem sahneler yarattı. 1953'de ilk renkli Türk belgeselini, aynı yıl ilk konulu renkli Türk filmi olan "Salgın"ı
çekti. Daha sonra ilk sinemaskop film denemelerini yaptı ve bu teknikle bir çok film çekti. Ayrıca Türkiye'deki ilk haber ajansı olan A.D.S.'yi
kurarak bu alanda Öncü oldu ve Uzun bir süre haftalık haber filmleri yaptı.
50 yılı aşkın bir süredir Türk Sineması içinde ürün veren İllhan Arakon, son dönemlerde "Eski Evler Eski Ustalar", "Dünya Durdukça"
(Mimar Sinan belgeseli) gibi kültürel birikimimizi ele alan belgesellerde teknik danışmanlık ve görüntü yönetmenliği yaptı. 1974'de
Türkiye'de ilk defa İDGSA Film Arşivi tarafından başlatılan eğitim çalışmalarına katıldı ve Sinema Kursları'nda öğretmen olarak görev aldı,
1975'de İDGSA Sinema-TV Enstitüsü'nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladı.
12. Ankara Uluslararası Film Festivali’nin, Türk Sineması’na Emek veren ustaları hatırlamak amacıyla verilen Aziz Nesin Emek Ödülü
56 yıldır görüntü yönetmenliği yapan, 1975’ten bu yana Mimar Sinan Üniversitesi’nde öğrenciler yetiştiren İlhan Arakon’a verildi. İlhan
Arakon 100'den fazla Uzun film, 400'den fazla kısa film ve belgeselde görüntü yönetmenliği yaptı.
Ülkemizdeki ilk sinema eğitimini başlatan Mimar Sinan Üniversitesi, Sinema-TV Enstitüsünde Prof. Sami Şekeroğlu başkanlığındaki ilk
eğitim kadrosunda Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ ile birlikte yer alan İlhan Arakon, 1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Senatosu
kararı ile "Onursal Profesörlük" unvanı verildi.
2004 yılında 1001 Belgesel Festivali açılış töreninde, belgesel sinemaya
katkıları nedeniyle Sami Şekeroğlu, İlhan Arakon ve Aziz Albek’e şükran plaketi
verildi. Yurt içinde ve dışında birçok ödül sahibi olan İlhan Arakon, Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV
Bölümü'ndeki öğretim görevine devam etmekteyken 3 Şubat 2006 tarihinde 90 yaşında vefat etti.
Arakon için Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV Merkezinde 4 Şubat 2006 Cumartesi günü bir tören düzenlendi. Arakon
aynı gün Zincirlikuyu‘daki aile mezarlığında toprağa verildi.
Salgın - 1954 .... Teknik Danışman (Sinema Filmi)
Kalbimin Şarkısı - 1956 .... Sanat Yönetmeni (Sinema Filmi)
Salgın - 1954 .... Sanat Yönetmeni (Sinema Filmi)
Kızıltuğ - 1952 .... Sanat Yönetmeni (Sinema Filmi)
Dinmeyen Sızı / Sonsuz Izdırap - 1949 .... Dekor Şefi (Sinema Filmi)
Ödülleri
Kaçak
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü. 1955
Salgın
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü. 1954
1. Türk Film Festivali, En Muvaffak Olmuş Operatör Ödülü. 1953
Aux Confins Des Deux Continents (İki Kıtanın Sınırları) - 1960
Cannes Film Festivalinde En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü. 1960
17. İstanbul Uluslararası Film Festivali, Sinema Onur Ödülü. 1998
Daha Küçük bir çocukken ilk kez dayısıyla gittiği sinemadan ağlayarak çıkan, ama yıllar sonra uslanmaz bir sinemacı, usta bir görüntü yönetmeni ve yıllarca sinemacı yetiştiren, bir usta...
Arakon'un ilk hocası dayısıdır, resmi ve fotografı öğrenir.
Daha sonra Abidin Dino'yla yaptığı tartışmaların görüntü estetiğinin oluşmasında önemli olduğunu söyler.
Arakon'nun, 1955 yılında çektiği "Garipler Adası", tek yönetmenlik denemesidir.
"Birilerinin benden bir şey istemesi beni Mutlu ediyor, ben de istenileni yerine getiriyorum, ışığımı yapıyorum, çerçevemi oluşturuyorum..."
İlhan Arakon
İlhan Arakon, sinemamızda ışığın önemine ilk dikkat çeken, gerçek anlamda görüntü yönetmenliğinin hem estetik hem de teknisyenlik yönünü hayata geçiren bir usta. Homojen ışıkla birlikte yakın planlarda kadın ve erkek oyuncular için ayrı ayrı ışıklar yapar. Işık malzemesi ve kameralar üzerinde araştırmalar yapıp, kendi tasarladığı malzemeleri setlerde kullanmayı sever. Bir sinemacı olarak biraz mucit, biraz da muziptir. 1966 yılında kendi yaptığı bir objektifle ilk sinemaskop filmi, Lütfü Akad'ın "Sırat Köprüsü" pozlar.
İlk renkli filmin pozlamasını "Salgın"da yapar. Ancak, 16mm olan bu çalışmanın post-prodüksiyonu Amerika'da yapılırken, önce Muhsin Ertuğrul'un "Halıcı Kız"ı gösterime girer.
Süha Arın'la İlhan Arakon'un yolları belgesel sinemada kesişir. Arakon'nun ilk belge filmi 16mm kamerayla çektiği Mustafa Kemal'in cenaze törenidir. Bu aynı zamanda sinemadan kazandığı ilk para olacaktır.
Daha sonra "Gençlik Günahları" ve "Seven Ne Yapmaz"la Yeşilçam'da görüntü yönetmenliğine başlayan Arakon, 1956 yılına geldiğinde belgesel filmler çekmeye karar verir ve haber filmleri çekmeye başlar. Futbol maçlarından, Mendereslerin yargılanmasına kadar bir çok konuda kameraları görüntü alır. Bu aynı zamanda bugün yapılan sinema haberciliğinin de başlangıcı olur.
Süha Arın'la, İlhan Arakon'un birlikte çalışmaya başlaması, belgesel sinemamızın kilometre taşlarından biri, çünkü zaman içinde iki ustanın çektiği belgeseller daha sonraki kuşaklar için belgesel sinemanın temel kriterlerini oluşturacak, estetik, sosyolojik ve otantik donelerle doludur.
"Eski Evler Eski Ustalar", "Camın Teri" gibi filmler belgesel sinemaya ilgi duyanlara neyin izinden gitmesi gerektiğini işaret eder.
Türk Sinemasının Sinan'ı
İlhan Arakon’la ilk tanışmamız, 1970’li yıllara kadar uzanır. Ama o sıralarda
ben “Ankaralı” olduğum için, ilişkimiz, benim İstanbul’a yaptığım bazı mesleki
ziyaretlerin süresiyle sınırlı olurdu.
1983 yılında Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan ayrılıp
İstanbul’a geldikten birkaç yıl sonra, Mimar Sinan Üniversitesi’nden gelen
teklifi kabul ederek, bu kurumda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. Bu
görevim sırasında Sayın Arakon’u daha yakından tanımak fırsatını elde ettim.
Özellikle, öğrenci bitirme projeleri için bütün “Atelye” sahibi hocaların bir
araya gelip “jüri” olarak değerlendirme yaptığı oturumlarda, içerik-öz-biçim ve
teknik özellikler açılarından, İlhan Arakon’un yaptığı objektif
değerlendirmeler, O’nun bilgisine, birikimine ve sanatçı kimliğine karşı
duyduğum saygıyı perçinlemiş, kendi atölyesinde Emek verdiği öğrencilerini bile
acımasızca, yansız bir biçimde eleştirmesi, O’na olan hayranlığımı
pekiştirmişti.
İstanbul’a yerleştikten sonra gerçekleştirdiğim hemen hemen tüm belgesel
projelerde, İlhan Arakon, değişmez görüntü yönetmenim olmuştur.
O’nunla film çekmek, bana büyük bir huzur ve Güven duygusu verir. Çünkü, İlhan
Arakon, işini Seven, sürekli okuyup araştıran, Engin bilgi ve deneyimiyle
sorunlara hemen çözüm bulan, gerçek bir “sinema adamı” dır.
O’nunla Çalışırken, “üretim içinde eğitim” in devam ettiğini görürsünüz.
Sete ilk o gelir. Yönetmen sete geldiğinde ise ayağa kalkarak, “yönetmenlik
kurumu”na olan saygısını belirtir. Ekipte görev alan gençler, bu “yaşlı
delikanlı”dan salt ışığı, kamera açılarını, vb. değil; aynı zamanda, eskilerin
“adab-ı muaşeret” dedikleri, saygı kurallarını da öğrenirler.
Eski yazıya ve Osmanlıca'ya olan hakimiyeti sayesinde, eski kitabeleri,
elyazması kaynakları da rahatça okuyarak, çekim mekanında yönetmenin
değerlendirmelerine büyük katkıda bulunur.
“Pozometre” denen ışıkölçeri Türk Sineması’nda ilk kullanan O’dur.
İlk renkli filmi çeken de O’dur.(Salgın)
O,yalnız görüntü yönetmeni değil; aynı zamanda yönetmendir de. Bildiğim
kadarıyla, Türkiye’deki ilk belgesel filmlerden bazılarına (belge film değil!)
imza Atan yönetmenlerden biri de O’dur.
Bir zamanlar tam teşekküllü bir film laboratuarı çalıştırdığı ve Uzun yıllardır
Sinema-TV Merkezi’nde görev yaptığı için, O, yalnız kamera ve ışığa ilişkin
standartları değil; örneğin, ses kaydıyla ilgili standartları da çok iyi bilir
ve uygular. Eski Evler, Eski Ustalar dizisinden “Batı Karadeniz: Ağacın Türküsü”
nü çekerken, Amasya’da tesadüfen karşımıza çıkan ve Yeşilırmak kıyısında bize
nefis bir konser veren Türk Musikisi Grubu’nun ses kAydını, elimizdeki tek
mikrofonla, bu denli başarılı, ancak İlhan Arakon yapabilirdi.
Ders verme ya da film çekimi dışında, çoğu zaman, O’nu, mesleki kitapları
okurken; yahut, Küçük bir torna tezgahında, bir kameraya, bir Işık kaynağına ya
da developman makinesine parça yaparken görürsünüz.
2000 yılının ilk günlerinde, yeni başladığım bir belgeselde, görüntü yönetmenim
yine O’ydu. Kamera açılarını saptarken, ışığı yaparken baktım; 1980’lerdeki
İlhan Arakon, yine aynı heyecan ve ciddiyetle çalışıyordu. Oysa, kendisi, 84
yaşında olduğunu söylüyordu. 2000 yılının bu ilk çalışmasının ilk gününde,
aklıma yine, Mimar Sinan ve İlhan Arakon benzerliği geldi. 1986 yılında çekmeye
başladığım “Dünya Durdukça Mimar Sinan” belgesel dizisinin 1988 yılına; Mimar
Sinan’ın ölümünün 400.yıldönümüne yetiştirilmesi gerekiyordu. Birçokları, bu
dizinin iki yılda bitirilebileceğine ihtimal vermiyorlardı. Çünkü, Mimar Sinan
iki kıtada savaşlara katılmış; üç kıtada da silinmez izler bırakmıştı.
Ama, ben, “Dünya Durdukça”yı yetiştireceğimden emindim. Herşeyden önce, görüntü
yönetmenim İlhan Arakon’du ve mimari kökenli bir görüntü yönetmeni olduğu için,
O’nun mevcudiyeti işimi büyük ölçüde kolaylaştırıyordu. O zamanlar yaşı henüz 70
idi; ama, her zaman olduğu gibi, bu projede de, sanki otuzundaymış gibi
sekiyordu! Sanki “yaş yetmiş, iş bitmiş değil; yaş yetmiş iş yeni başlamış!” tı.
Edirne’de Selimiye’nin kubbesi altında O, ışıkçılara talimat verirken, su
şırıltılarının yankılandığı bu eşsiz mekanda, ben, İlhan Arakon’un şahsında,
Mimar Sinan’ı görür gibi olmuştum. Çünkü O da, “ustalık eseri” olarak bilinen
Selimiye Camii’nin inşaatına başlandığında 80 yaşına yaklaşmıştı. Dev kubbenin
altında, oradan oraya koşan, yanından hiç ayırmadığı ışıkölçeri ile sürekli
ölçüm yapan bu “yaşlı delikanlı” sanki Mimar Sinan’dı! Sanki, Mimar Sinan, 400
küsur yıl sonra, Selimiye Camii’ne geri dönmüştü! 400 yıl önce elinde bir “zira”
vardı; 400 yıl sonra ise bir “pozometre”!
Bence, O, Türk Sineması’nın Sinan’ıdır.
Ve, inanıyorum ki, yüz yaşına kadar üreten Mimar Sinan gibi, O da, en az yüz
yaşına kadar üretmeye devam edecektir. Ve Suha Arın, kendisiyle çalışmayı ve
İlhan Arakon adıyla Onur duymayı, ömrümün sonuna kadar sürdürecektir.
Suha Arın
31 Ocak 2000, Gayrettepe, İSTANBUL
1916 doğumlu olan İlhan Arakon 1944'de profesyonel olarak görüntü yönetmenliğine
başladı. 1951'de kardeşi Aydın Arakon'un yönettiği "İstanbul'un Fethi" adlı
filmin görüntü yönetmenliğini üstlendi.
1953'de ilk renkli Türk belgeselini, aynı yıl ilk konulu renkli Türk filmi olan
"Salgın"ı çekti. Ülkemizde ilk kez sinemaskop film denemeleri yaptı ve bu
teknikle çok sayıda film çekti. Türkiye'deki ilk haber ajansı olan A.D.S.'yi
kurarak habercilik alanında Öncü oldu. Ülkemizdeki ilk Televizyon yayınını
başlatan Teknik Üniversite Televizyonunun kuruluşunda Prof. Dr. Adnan Ataman ile
birlikte çalıştı.
50 yılı aşkın bir süredir Türk Sineması içinde ürün veren Arakon, "Gençlik
Günahı", "İstanbul'un Fethi", "Hıçkırık", "Kadın Asla Unutmaz", "Vahşi Çiçek",
"Aşk-ı Memnu" gibi gerek teknik gerekse estetik yönden üstün yapımlarda görüntü
yönetmeni ve sanat yönetmeni olarak çalıştı.
Ayrıca "Eski Evler Eski Ustalar", "Dünya Durdukça" (Mimar Sinan belgeseli) gibi
kültürel birikimimizi ele alan belgesellerde teknik danışmanlık ve görüntü
yönetmenliği yaptı. Yurt içinde ve dışında bir çok ödül kazandı.
1974'de Prof. Sami Şekeroğlu tarafından İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi
Sinema-TV Enstitüsü'nde başlatılan eğitim çalışmalarına katıldı ve ülkemizde ilk
kez akademik düzeyde sinema eğitimi veren Sinema-TV Enstitüsünde öğretim
görevlisi olarak çalışmaya başladı. Bu tarihten başlayarak son nefesine kadar bu
kurumdan ayrılmadı.
Sinema-TV Enstitüsünden başlayarak bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümünde kesintisiz olarak 32
yıl lisans, Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterlik kademelerinde dersler verdi. Gerek
teorik gerekse uygulamalı derslerde profesyonel alanda edindiği bilgi ve
deneyimlerini öğrencilerine aktardı.
1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Senatosu kararı ile kendisine Fahri
Profesör unvanı verildi.
Sanatçı ve eğitimci kişiliğiyle Yeşilçam'da önemli bir yeri olan, görüntü
yönetmeni, sanat yönetmeni, yönetmen olarak 400‘ün üzerinde filme imza Atan
İlhan Arakon hayata veda etti. Ülkemizdeki ilk sinema eğitimini başlatan
Sinema-TV Enstitüsünde Prof. Sami Şekeroğlu başkanlığındaki ilk eğitim
kadrosunda Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ ile birlikte yer alan İlhan
Arakon 90 yaşındaydı.
Arakon için Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV Merkezi‘nde 4 Şubat 2006 Cumartesi günü bir tören düzenlendi. Arakon
aynı gün Zincirlikuyu‘daki aile mezarlığında toprağa verildi.
Kaynak
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Web Sitesi
Kaynak
Internet Movie Database
Mimar Sinan Üniversitesi
Reha Arın