Siyah - Beyaz ve Renksel Algılamanın Karşılaştırılması
Bu konuya geçmeden
önce siyah - beyaz ve renksel algılamayı etkileyen değer kavramına ve bunun
uygulamalarına bir göz atmak gerekir.
Değer (Valfur)
Nesnenin ışığı yansıtma
derecesine DEĞER denir. Buna göre portakal limondan daha az değerlidir. Çünkü
portakal sarıdan daha az ışıklıdır. (Halk arasında daha az parlaktır
denir.) Doğal olarak bir açıklık - koyuluk durumu vardır. Ama rengi beyaz
- siyah gibi renklerle karıştırılarak renkliliğini bozmadan yapılan renk
değerlerine dayanan bir uygulamada, doğal koyu - açık boyanın genel renksel
niteliği ve dolayısıyla şiddeti yanında etkisini yitirir. Böyle bir
uygulamada algılanan şey renktir.
Buna karşı, rengi beyazla açan ve siyahla koyulaştıran bir düzenlemeyi
tercih edersek, uygulama siyah - beyaz değerlere dayandığı için renkçi
olmayan bir sonuç elde etmiş oluruz. Böyle bir uygulamada, çalışmanın ayrıntısal
durumuna göre sonuç ya siyah - beyaz ya da ışık - gölge olarak algılanır.
Arada şiddetli renkler kullanılsa bile bu tip resimlere renkçi resim denemez.
Çünkü koyu - açık ağır basar ve renksel etkiyi ortadan kaldırır. Sanat
tarihinde buna Işık - Gölge (Clair - Obscur) resmi denir.
Gerçi renkçi uygulamalarda Picasso'nun Matisse ve Van Gogh'da gözlediği gibi
sağlam bir renk bütün yüzeyi kaplar. Öteki renkler bu ilk rengin şiddetine
göre renksel bir gam içinde düzenlenir. Öyleyse koyu renkçi bir uygulamada
ilk izlenim, her şeyden önce kullanılan renklerin koyu - açık olarak çok az
farkları taşımış olmalarından gelir.
Ancak, renkçi uygulamada da herhangi bir renge ya da karışık renge siyah ve
özellikle beyaz karıştırılabilir. Hatta katıksız siyah ya da beyaz renk düzenlenmesi
için kullanılabilir. Önemli olan bütün bu kullanımda renkçi etkinin siyah
- beyaza dönüştürülmemesidir.
Renkçi ve ışık - gölgeci anlayışların yukarıda söz konusu edilen genel
ilkelerden ayrılmadan yapılan bazı özel uygulamalar da vardır. Bunlardan
birisi ilk kez XX. yüzyılın başında ortaya çıkan empresyonizm (izlenimci
) akımda kendisini gösterir. İzlenimciler, eskilerin rengin koyu - açık yöntemiyle
yaptıkları ışık - gölge etkisini, ışıklarda sıcak renkler, gölgelerde
soğuk renkler ve ikisi arasında da yansız renkler kullanılarak, renkle
ışık - gölge sağladılar.
Öteki uygulamada, siyah - beyaz ve renk etkisi birlikte görülürler. Çağdaş
sanatın bir çok yapıtlarında ve özellikle Türk halı ve kilimlerinde
kullanılmıştır. Bu yöntem renkçi ve siyah - beyazcı yöntemin temel
ilkelerinden ayrılmamıştır. Düzenlemede renkçi anlayışın egemen olduğu
bölgeye koyu bir renkle girilir. Bu renge sınır olan renk, renk etkisi tümüyle
azalmış bir açık lekedir. Bu bölgede siyah - beyaz ilkesinden ayrılmayan
bir yöntemle birbirlerine yakın koyuluk ya da açıklıkta renkler kullanılır
genellikle.
Renk Uyumu (Armoni)
Renkli bir uygulamada aynı büyüklük ve aynı renklilikte (Chroma) iki karşıt
renk yan yana geldiklerinde, biçimde rahatsız edici bir ortam oluşur. Çünkü
her ikisi de sürekli olarak bir egemenlik savaşında bulunurlar. Bu nedenle doğada
olduğu gibi, bunlardan birisini pasif, ötekini aktif duruma getirmek, iki karşıtı
bir aracı ile bağlamak gerekir.
Renk ilişkilerindeki bu özellikler değişik dengeleme sorunlarını, dolayısıyla
renk uyumu kurallarını oluşturmuştur. Genel olarak üç renk kullanıldığı
zaman, birincisi renklilik bakımından çok güçlü (katıksız), ikincisi
hafiflemiş, üçüncüsü ise ancak fark edilebilecek derecede olmaktadır.
Burada böylece (Üç Güç Hiyerarşisi) gerçekleşmiştir.
Birincisi yani renklilik yönünden en güçlü olan çok küçük, ikincisi
orta, renklilik yönünden çok hafif olan ise çok büyük olarak uygulanmaktadır.
Böylece denge, büyük parçalardaki zayıf renklerin küçük parçalardaki
zayıf renklerin küçük parçalarındaki renklilik yönünden güçlü
renkleri tartıya almasıyla sağlanmış olmaktadır. Öyleyse renkli
uygulamalarda, bir renk büyük bir alanı kaplama durumundadır. Öteki renkler
birbirlerinin ve bu birinci rengin değerini artırmak suretiyle aralarında ilişki
kuracaklardır.
Büyük alan kaplayan rengin, renklilik yönünden öteki küçük alanı
kaplayanlardan güçsüz olması gerektiğini söylemiştik. Bir rengin
renklilik gücü, içerisine az ya da çok başka bir rengin karıştırılmasıyla
sağlanır. Örneğin mavi ile sarıyı karıştırdığımızda yeşil renk
elde ederiz.
Bu durumdaki yeşilin renklilik gücü, yabancı renk karıştırılmamış yeşilden
daha zayıftır. Aynı kural öteki renkler için de geçerlidir. Elde edilmiş
denge çok az başka bir renk daha eklediğimizde, renklilik gücü çok azalmış
bir renk elde ederiz. Böyle bir renk ne kadar büyük olursa olsun, katıksız,
son derece küçük bir karşıt renkle dengelenebilir.
Renkte bu üç güç hiyerarşisinden yola çıkılarak sağlanan denge, renk
uyumunun temel koşuludur. İkinci koşul, rengin soğuk - sıcak değerlerinden
kaynaklanır. Sıcak - soğuk ilişkilerini gerçekleştirirken tutulan yolda
belirgin bir kişilik sağlanması gerekir.
Genel olarak üç temel yöntem izlenmektedir. Bunlara kontrast armoni, ton üzerine
ton armoni ve nüanslı armoni de denir.
Karşıt renklerle gerçekleştirme
Tek rengin çeşitleriyle gerçekleştirme
Yakın renklerle gerçekleştirme
Karşıt renklerle gerçekleştirme
Karşıt renklerle yapılan uyumda, adından da anlaşılacağı gibi bağıran,
gerilim yüklü bir etki elde etmek istenilir. Bu nedenle çalışmada karşıt
renkler bütün yüzeye dağılmış durumdadır ve çalışmanın karşıtlık
kişiliği hemen karşımıza çıkıverir. Çok doğal olarak denge sağlamak için
uygulanan üç güç hiyerarşisi burada da gereklidir.
Karşıt uyumda renklerden birisi çoğunlukta bulunmak koşuluyla soğuk ve sıcak
renklerin tümü kullanılabilir. Ya da sıcak ya da soğuktan birisi seçilir.
Seçilen kümenin bütün renkleri ile karşıt tek bir renk kullanılır.
Tek rengin çeşitleriyle gerçekleştirme
Tek rengin çeşitleriyle yapılan uyumda, bir rengin çeşitleri ve öteki
renklerle karışmasından elde edilen (Kesinlikle siyah - beyaz kullanılarak
elde edilen koyu - açık değil) çeşitleri çoğunluk rengi olarak kullanılır.
Yüzeyin en uygun bir yerinde çoğunluk renginin karşıtı uygulanır.
Yakın renklerle gerçekleştirme
İki renk birbirleriyle karşılaştırıldığında üçüncü bir renk elde
edilir. Örneğin, Kırmızı + Mavi = Mor. Karşılaştırmada renklerden
birisinin ötekine göre daha fazla kullanılması durumunda oluşan üçüncü
renk, fazla kullanılmış renge yakın bir renk durumuna gelmiş olur. Değişik
renkler olmasına karşın böyle yakın renklerle yapılan düzenlemeye Yakın
Renkler Armonisi denir.
Televizyonda Siyah - Beyaz Renk Uygulamaları
Çok doğal olarak rengin kullanım, düzenleme biçimi ve bunlarla ilgili öteki
durumlar siyah - beyaz ve renkli televizyonlarda birbirinden tümüyle farklı
olacaktır. Dekor olarak doğa ve stüdyo, siyah - beyaz televizyonlar için
kullanıldığında, televizyonun statik değerleri olarak nitelenen (
kompozisyon, denge ve ritimler) değerler siyah - beyaz bir anlayışa dayalı
olmak durumundadır. Doğanın ya da dekorun rengi, renk değil siyah - beyaz
olarak algılanarak değerlendirilecek, ışık olanakları, bu siyah - beyaz değerleri
daha zenginleştirecek bir durumda kullanılacaktır.
Renkli televizyonlarda renk ve onun statik değerler olarak bütün düzenlemeleri,
tıpkı renkli resimde olduğu gibi, renksel nitelikleri bozulmadan kendi
olanakları içinde değerlendirilerek ele alınacaktır.
Kaynak
Renkli Televizyon Yapım Tekniği
TRT Eğitim Dairesi Başkanlığı Kurs Notları
Hazırlayan : Ayhan Keskinok