Kamera Militanlığı Nedir?

Sinemaya başlarken, öncelikle, “Türkiye’nin her tarafından görüntü toplamak gerekliliği, kulağımda yankılanıyordu! Bunun için elimden geldiğince dolaşıyorum, çekimler yapıyorum. Teoriye dayalı bir sanat etkinliğinin içine girdikçe, kavramlaştırılmasının da yapılması gerektiğini görüyorum. Nasıl ki “teorisiz sanat kör, sanatsız teori topaldır” diyerek teoriye dayalı sanat namzedi olarak “tarihî grotesk”i önerip adını ve ilkelerini belirlediysem aynı şekilde ne yaptığımın farkında olarak “kamera militanlığı”nın da ilkelerini belirledim (bu kavramlaştırmaları yapmazsak yeni çağın yeni koşullarına vardığımızın bilincinde olamayız)

Kamera Militanlığı
(bu aynı zamanda henüz çekemediğim belgeselimin de adıdır)

1- Türkiye’den görüntü toplarken, görüntü toplanılan yerin sorunlarına vakıf olmak ve oradaki insanların sorunlarına da çözüm olabileceğini unutmamak… (Bu ilkeye dayanarak, İzmir-Karaburun-Küçük bahçe köyünde “Yörük Çıkmazı”nı çektik. Köyün hikayesi şöyle: Küçük bahçe köyü, gelenek haline getiremediği balıkçılığı, trollerle, dinamitlerle, gemi atıkları ve balık çiftlikleriyle, bitmek üzere; devletin arazileri büyük parçalar halinde satmasıyla ve sulu tarıma geçilmesiyle hayvancılığı tükenme noktasında; köy sit alanı olduğu için yeni evler yapılamamakta, dolayısıyla gençler göç etmekte; enginar, mandalina ve zeytin tarımı, kuraklık ve aracıların üçkağıdıyla sekteye uğramakta; Salman, Denizgiren ve Parlak köylülerinden göçlerle kurulmuş Küçük bahçe Yörüklerine tekrar yol görünmektedir) (Hobi Bahçeleri (Bursa’daki 2009’da kapatılacak; Türkiye çölünde, vaha mı? serap mı?)

2- Ben çekim teknikleriyle (biçim) yeni bir sanat akımı kurmuyorum. Özü, bize dikte ettirilen “deli gömleği”ni, teoriye dayalı sanatla (tarihî grotesk’le) değiştirmeye çalışıyorum. Bunu yaparken “her insanın aynı sonuca varabileceği mantıkta yapma”ya çalışıyorum. (bu sanat teorisinin uç noktasını resim olarak çizmiştim. Sonra kısa film olarak “vahşetten barbarlığa geçiş” adıyla çekmek istedim. Elbette çekemedim. Konuyla ilgili görüntü yoktu.)

3- Bir teorik aygıt olarak kamerayı doğa ve insanı dönüştürmek için kullanırken kendi bireyselliğini değil “ötekini” ön planda tutmak; projelerle kendi içinde (adem-i merkeziyette) ve bu uğraşıya gönül verenlerle ağ kurmak… (sanatta yerel motifler belgeselimin bir anlamı da bunun içinde saklıdır)

4- Sanata, doğa ve insana yön verirken, bu işin ticaretini düşünmemek.

5- Teori ile pratiği dengelemek kişinin denklik yasası kuruluşuna kalmıştır. Kişinin bir konuda yetişebilmesi için “teorik yön” kadar “pratik gerekirciliğe” de ihtiyacı vardır. Pratik gerekirciliğin içinde teori çok görünmeyebilir fakat mutlaka olmalıdır. Nihayetinde bir kişiyi eleştirirken en hafif eleştiri noktası bu maddeye dayanır! Gerek “momentten önce” gerekse “Doğanın Yabancılaşması: ÇİLE” Organik Ağa, Gelecek, Hijyen Öldürür ve Yaşlı Adam ve Deniz senaryosu, benim için, “kamera militanlığı”nda ve “Tarihî Grotesk”te “teorik yön” örneklerdendir.

NOT
Bu yazı “Momentten Önce Denemeler” kitabımdan “babama mektup” bölümünden alındı.


Gürkan ADAM
26/9/2007