Kocaman bir oda. Loş bir ışık var. Keskin ve sert bir ışık ortada beyaz örtüleri
ile duran yatağın üzerini aydınlatıyor. Yatağın üzerinde kapağı açık bir bavul
duruyor. Kamera 90 derecelik bir açı ile yatağı ve yatağın üzerindeki içi boş
bavulu görüyor. Kamera çok çok çok yavaş bir şekilde bavula doğru kayma hareketi
ile yaklaşıyor. Ekranda alt yazılar belirmeye başlıyor. Ses yok. Yalnızca
sessizlik var...
...ve alt yazılar.
altyazı
kimsesiz bir bavul duruyor boş beyaz bir yatağın üzerinde.
Ayaklanmış bir beden , çocukluktan yadigar kırgın ruhunu küçük bir bavula
sığdırmaya çabalıyor.
Geçmiş uzak, Yol uzun . yolcular uzun yola hazırlanıyor,
yol zaman kazanmaya çalışıyor.
Yalnız ruhların sabırsız ihtiras tramvayı son yolcuları ile bu duraktan
kalkıyor.
zaman az, kaçmak zor . gitmek...
bilmediğin bir yarına giderken, kalanları kendilerine hediye etmek.
doldur, şimdi ellerinle yıllardır boşalttığın bavulları, bir fotoğraf
karesindeki; dizginlenemeyen bakışları, buluşulan cafelerin buğulu camlarını,
insanların derinliklerinde açtığın ıssızlıkları...
Gözyaşlarını sarıp koymayı unutma doldururken bavulunun en uzak , en gizli , en
önemli köşelerini.
kim seviştikten sonra ağlar , ağlayanlar neden ağlar , o gözyaşları nereye
damlar.
Dışarıda bir uğultu, bir sis , bir sen, bir sessizlik var.
son düdük duyulur birazdan.
kocaman gözlerin, o buğulu gözlerin , o aşkı ve kini aynı anda buluşturan, o...
zamanı durdurmayı başaran ,her sessiz anda kaybolmaya müsait gözlerin ansızın
havada asılı kalacak gözyaşlarınla zamanın geldiğini anlar.
Söylenemeyenleri bir an önce katla özenle, telefona bir türlü uzanamayan
ellerini, adresine ulaştıramadığın mektupları ve senin için durmaya hazır bir
kalbin,kalplerin sana anlatamadıklarını.
Sakın ola buruşturma anılarını, anlarını, anlayamadıklarını...
gidiyorsun ,
benim geldiğim uzaklara şimdi sen kaçıyorsun.
kaçak bir bakış , ürkek bir gülümseyiş ve rehinciye bıraktığın son umutlarla
bavuluna kilit asıyorsun.
Şimdiye kadar kaçabilenler nereye kaçmışsa , nereye kaçabilirse , nereye
kaçacaksa sen de oraya kaçıyorsun.
kaç
hadi kaç git uzaklara
ama tek başına
başkalarını peşine takmak yok çıkarken adressiz yolculuklara.
Yatağın üzerinde sana ait , başkasına ait
kullanım süresi dolmuş acılarını bırakma
tramvay yolundan bir çığlık yükseldi
sonsuzluğa kalkan tren için son düdük çalıyor.
boş bavulunu yanına almayı unutma
sen doldurdun ,zaman boşaltıyor.
kalanları baş başa bırak kendileriyle
beyaz çarşafların üzerinde
bavulundan kalan izle...
kamera bavulun içine kadar girmiş, ekran kararmıştır. Müzik ile birlikte jenerik
akmaya başlar.
Müzik; mıke figgis(karen and max from “one nıght stand”)
kurgu; Mustafa Devrim Özdinç
altyazılar; cebrail okçu
yapım ; Ayhan erdoğan
yazan ve yöneten ; Cüneyt Özdemir
son yazı ekranda belirir. Siyahın üzerine beyaz küçük harflerle. “yanlış trene
binmiş iki küçük kalbe”