Lügat ve Ansiklopedilerde; tartışmadan, eleştirmeden doğruluğu kabul edilen; olduğu gibi
kabul edilen görüş; olduğu gibi kabul edilen söz veya düşünce anlamına gelen Yunanca
kelime.
Gerek paganist (çok tanrılı) dinlerin her birinin akidesi, gerek felsefecilerin
düşüncelerinin temelini teşkil eden tartışmasız ve olduğu gibi doğru kabul ettikleri
görüşler olarak bilinen bu kelime daha ziyade kavram anlamında kullanıla gelmiştir.
Hıristiyan dogması, Budist dogmaları, Decart'ın dogmaları, Kant'ın dogmaları gibi
felsefecilerin felsefeleri (düşünceleri) nin ifadesi olarak da kullanılmaktadır.
Kısaca üzerinde düşünmeden, algılanıldığı gibisinin doğru kabul edildiği Dünya görüşü ve
buna bağlı hayatın veya hayat ötesinin sair alanlarındaki doğruluğu tartışılmaz görüşler
manasında kullanılıp duran 'dogma'nın Arapça karşılığı da nas'tır. Dogma, ne ortaya
konurken, ne de daha sonra üzerinde tartışma kabul edilmeden kabullenilen, tartışma
götürmez görüş anlamındadır. Bu tartışmasızlığı dogmanın gerçekten tartışılsa da doğru
çıkacağı gerçeğinden kaynaklanmamakta; tartışılmadan, ölçüp biçmeden, aklın ve eşyanın
tabiatının gereği olarak doğru kabul edilen gerçeklerin ifadesi dogma değildir.
Doğruluğuna peşinen inanılan, inanıldıktan sonra da eğri mi, doğru mu tartışmasına müsait
bulunmayan kabullerin adıdır dogma. Varlığını da ancak bu peşin kabullerine borçludur
dogmalar. Dogma sahibi dogmasının doğruluğunu ispat sadedinde herhangi bir gayret sarf
etme gereği duymaz. Hattâ buna lüzum dahi hissetmez. Yalnızca dogmasını ortaya koyar o
kadar. Bu dogma ya kabul edilecektir, ya edilmeyecektir. Fakat aslâ tartışılmayacaktır.
Aslâ üzerinde akıl yürütülmeyecektir. Zaten dogmacı, yani dogma sahibi dogmasını
vazederken de böylesi bir gayretin sahibi olmamıştır. Gayret göstermeye ihtiyaç da
duymamıştır. Zira ona insanlar dogması ile ilgili şeyler sormayacaklardır. Sorsalar da
cevap verilmeyecektir.
Kabul edilmesi talep olunacaktır yalnızca. Bu sebepledir ki dogmacı dogmasını savunma,
onun doğruluğunu ispat etme gibi bir gayretin kesinlikle sıkıntısını çekmez. Dogmalar
tabiatları icâbı ispatı kabil olmayan düşüncelerden (hayal veya kuruntulardan) oluştukları
içindir ki eleştiriye tahammülü olan şeyler olmamış, olamamışlardır. Dogmaların bazıları
gerçekten doğruların ifadesi bulunsalar bile dogmacı bunların dahi doğruluğunu ispat
sıkıntısı taşımaz, tartışma kapısının açılmasına aslâ göz yummaz, yumamazlar. Zira bu kapı
bir açıldı mı arkası gelmez ve tüm dogmalar için işlemeye başlar. Bu ise ne dogmanın, ne
de dogmacının işine gelmez. Zira arkası gelecek ve bütün kabullerin yeniden gözden
geçirilmesi söz konusu olacaktır ki bu süreç dogmadan bir şey bırakmaz. Giderek tümünün
gerçek dışılığını ortaya koyar. Zaten dogmalar kurulurken ve düşünce piyasasına
çıkarılırken de böyle bir şey düşünülmediğinden dogmacı, dogmasının üzerinde akıl
yürütülmesi yolunu hep kapalı tutmuş, böylesi bir kapıya yer dahi bırakmamıştır. Ki onu
takip edenler oraya bir kapı açsınlar ve bu kapıyı işlek hâle getirsinler.
Bu yüzdendir ki dogmalar düşünce ürünü olamazlar. Aklın dogmaların oluşmasında işlevi söz
konusu olmayıp kuruntu ve zandan oluşurlar. Hayal ürünüdürler. Hayal sırçalarının ise
dayanaklığı söz konusu değildir ve düşünceyi bunlara dokundurduğunuzda hemen kırılır ve
yıkılırlar. Ortada kalan yalnızca kırık hayaller olur, kurur, parçaları kalır. Bu
yüzdendir ki dogmalar, üzerinde aklın yürüyeceği sağlamlıkta şeyler değildirler. Bu
sebepledir ki dogmalar sağlaması yapılmamış doğrular (!)dır. insanlar bunları yalnızca
kabul ederler ve aslâ tartışmazlar. Zira tartışamazlar. Alırken tartışarak almamışlar,
aldıktan, kabul ettikten sonra da tartmayı, üzerinde düşünmeyi aslâ düşünmemişlerdir.
bunun içindir ki taşıdıkları dogmayı tartan birileri çıktığında, üzerinde tartışmayı
öneren biri çıktığında güneşin karşısında kar gibidirler, erir biterler, tükenirler. Çünkü
esas bakımından hiçbir dogma düşünce güneşinin ısısına dayanıklı değildir. Böyle bir teste
tâbî tutulacakları düşünülmeden üretildiklerinden ve düşünülmeden kabulleri söz konusu
bulunduğundan dogmalar ile düşünme arasında uzak-yakın bir ilgi yoktur ve olamaz. Olursa
dogmadan bir eser kalmaz. Dogma kalacaksa düşüncenin kalmaması, bulunmaması gerekir.
Düşünceye dayanıklılığı bulunmayan şeylere biz hayal, kuruntu, zan veya genel ifadesi ile
dogma diyoruz.
2
1995 yılında Thomas
Vinterberg, Kristian Levring, Soren Kragh Jacobsen ile birlikte Lars Von Trier Dogma 95 Manifestosuna
imza atarak manifestoyu oluşturdu.
Teknolojik gelişmeler sonucunda sinema kültürüne hakim olan “sinema bir yanılsamadır.”
anlayışı başta olmak üzere, burjuva ideolojisine dayalı olan bireysel, auteur ve tür
sinemasına, yıldız oyunculara, yapay ışık ve mekan tasarımlarına ve de yüzeysel aksiyon
sahnelerine dayalı günümüz sinemasına hakim olan trende bir karşı duruş sergileyen ve bu
anlamda anti-Amerikan bir çizgide duran Dogma 95, doğal mekan, doğal ışık ve ses, el
kamerası ve 35mm film formatı kullanmak gibi, film yapımıyla ilgili katı kuralları
kapsıyor.
Manifestodan sonra çektiği filmlerinde kurallara harfiyen uyan Trier, bir anlamda
yanılsama ve gerçeklik arasındaki uçurumu ve bu uçurumun gerçek hayatta sebep olduğu kötü
sonuçları ele aldığı “Karanlıkta Dans” ile, aslında, kuralları çiğnemekten ziyade,
kuralların altında yatan felsefik anlayışa sinemasal bir yorum getirdiği söylenebilir.
Fikir babası Avrupa’nın dahi çocuğu Lars von Trier olan Dogma akımının, sinema tarihindeki
etkilerini araştırmak için belki henüz erken. 1995 yılında yazılan manifestoya uygun
filmlerin çekilmeye başlaması, ancak 3 yıl sonra, 1998 yılında gerçekleşebiliyor. Yine de
geçen beş sene içinde dünyanın dört bir yanından 30’un üzerinde Dogma filmin çekildiği
düşünülürse, son yirmi yıl içinde etkisi en geniş sinema hareketi ile karşı karşıya
olduğumuzu söyleyebiliriz.
3
Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün, sorgulanamaz, tartışılamaz hakikat olarak
kabul edilmesi... İtiraz edilemeyen önerme de denilebilir.
Asla değişmeyeceği ve değiştirilemeyeceği düşünülen görüş veya görüşler bütünü.
4
Doğum olayı.
5
Objektivizm bir dogma olarak adlandırılabilir mi?
Dogma, rasyonel delillere rağmen ve rasyonel yollarla doğruluğu kanıtlanmadan iman
yoluyla kabul edilen inançlar bütünüdür. Dogma kör bir inancın konusudur. Objektivizm
bunun tam tersidir. Herhangi bir fikir veya yargıyı doğruluğunu mantık yoluyla
ispatlamadan kabul etmemeniz gerektiğini savunur.
Ayn RAND. 1964
Kaynak
dogme95.dk/
de.wikipedia.org/wiki/Dogma-Film
Ekşi Sözlük
Internet Araştırması, Ansiklopediler.