Sokağın Sesi




Yapım Tarihi - 2009
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Dijital Betacam

Yönetmen - Mihriban Sezen Tanık
Yapımcı - Mihriban Sezen Tanık
Kameraman - Cemalettin İrken, Attilla Arslan, Mehmet Gülmez, Hayri Çölaşan
Işıkçı - Fatih Uzunboy
Kurgu - Yusuf Şen
Yönetmen Yardımcısı - Pınar Okan
Yapım Yardımcısı - Yeşim Sönmez

Sokaklar; kimi zaman düzenin, kimi zaman kaosun öne çıktığı, ama çoğunlukla da bunların birbirine karıştığı; birbirini Kesen, meydanlara açılan, denize-nehre kavuşan, hiçbir yere açılmayıp çıkmaza giren; kısa-uzun, geniş-dar, kirli-temiz, toprak-parke de olsa, içinden her zaman insan geçen; geçerken oraya konuşmasını, çığlığını, çağrısını, sloganını, şarkısını, gürültüsünü, bağırtısını bıraktığı yaşama alanlarıdır.

Curcunası, şiddeti, sıradanlığı ile sokak herkesindir. Herkesin -tanısın tanımasın- yan yana durduğu, teğet geçtiği, çarpıştığı, çatıştığı, buluştuğu yerlerdir.
Bu eylemlerin sesi sokağa yayılır; metropol sokaklarında, müzisyenlerin enstrümanlarına, sıradan sokak çalgıcılarının sesi karışır. Kenar mahallelerin sokaklarında, romanların ezgilerine, plastik satıp eski toplayan, hurda alıp sebze satanların sesi bulaşır. Yitenin ağıtını, düğünün davulu bastırır. Kapı önü kadın sohbetleri de, erkek kahvelerinden gelen tavla şıkırtıları da, aynı yeni yıkanmış taş avlular gibi, gönüller hoş olsun diyedir.

Hayatımızda iz bırakan, bizim iz bıraktığımız sokaklar vardır; koşup oynadığımız, öfkemizi, sevincimizi, tepkimizi haykırdığımız; sesine sesimizi kattığımız…
Kısacası, sokakta nabız başka türlü atar. Hayatın ritmidir bu. Bu ritim, kentten kente, mahalleden mahalleye değişse de, her bir sokağın kendi sesi vardır; sessiz bile olsa...

Küreselleşen dünyanın, aynılaşan yaşama biçimlerinin, tüketim alışkanlıklarının ve davranış kalıplarının yanında; yerel kültürler, eski renkler ve sesler değişerek de olsa varlığını koruyor. Ama bazı sesler duyulmaz oldu artık. Ne metropollerde, ne taşra kentlerinde, çocukluğumuzun sokakları kalmadı sanki; yakan topun çığlıkları, hallaçların şıkırtısı, askılı tepsiyle dolaşan yoğurtçunun çağrısı söndü; sözlü kültürü sarı saman kağıtlarla taşıyan destancının ezberi bozuldu.
Hayatın bir yansıması olarak “sokağın sesi” hızla değişse de, sosyal ilişki ihtiyacı, farklı alanlarda farklı karşılıklar bulsa da, özellikle büyük kentlerde buluşmalar kapalı mekanlara hapsolsa da; sokağa kaçan, varlığını sürdüren, Neşeli, öfkeli, sıradan sesler, hayattan izler taşıyarak hala sokaklarda dolaşıyor; bunlara durmadan yenileri ekleniyor…
Sokaklar kirleniyor, temizleniyor her gün… Her gün, sokaklara sesler doluyor, sonra uçup gidiyor; biz kulak vermez, dinlemez, kaydetmez, yakalayıp yorumlamazsak…

“Sokağın Sesi” belgeseli ile bunu yapmaya çalıştık; ülkemizde, bir çapraz çizgide, dört farklı kentte, sokaklara yansıyan seslerin peşinde dolaştık… Lüleburgaz’da “öteki”nin, roman düğünlerinin; İstanbul’da “metropol”ün, kalabalığın ve kaosun; Ankara’da siyasetin ve “muhalefetin” ; Urfa’da “geleneğin” seslerini toplamaya, kaydetmeye çalıştık. Geleceğe bir not düşmek, hafızamızda bir ses ve ona denk düşen bir görüntü oluşturmak için…












SOKAĞIN SESİ Belgeseli, 16 Ocak 2009 Cuma akşamı, saat 22.00’de TRT-2’de
yayınlanacaktır.




Kaynak
Mihriban Sezen