Yapım Tarihi - 2016
Süre - 01:06:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Mesut Gengeç, Bülent Günal
240 şehit, 1500’ü aşkın yaralı ile Türk siyasi hayatının en büyük kırılma noktalarından biri olarak
tarihe geçen 15 Temmuz darbe girişimi… O gecenin simge isimlerinin başında gelen Ömer Halisdemir… Yönetmen Mesut Gengeç,
adı parklara, okullara verilen Halisdemir’in bugüne kadar medyada yer almayan hayatından birçok kesiti “Ben Ömer”
belgeseliyle aktarıyor. Çekimleri Niğde Çukurkuyu ve İstanbul’da gerçekleşen belgeselde, Ömer Halisdemir’in ülkesini
korumak için en zor görevlerin üstesinden gelişini ve 15 Temmuz gecesi gözünü kırpmadan yaşadıkları anlatılıyor.
53. Antalya Film Festivali, Ulusal Belgesel Gösterim Seçkisi. 2016
Kaynak
Antalya Film Festivali
"Derdim, dünyanın 15 Temmuz'u daha iyi anlamasını sağlamak"
Yönetmen Mesut Gengeç, "Derdim, dünyanın 15 Temmuz'u daha iyi anlamasını
sağlamak. Bu konuda çalışan biri olarak desteğe ihtiyacımız olduğunu da söylemek
istiyorum. Bu bizim için çok önemli. Yabancı kamuoyunun bir kısmı siyasi
kaygılar yüzünden olmak üzere, bizim ne yaşadığımızı bilmiyor." dedi.
Gengeç, Fetullahçı terör örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında, Özel
Kuvvetler Komutanlığında darbeci generali vurduktan sonra şehit edilen Astsubay
Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir'in hayatını konu alan 30 dakikalık "Ben Ömer"
belgeselini hazırladı.
Halidemir'in babası Hasan Hüseyin Halisdemir, çocukluk arkadaşı ve Çukurkuyu
Belediye Başkanı İleri Kolçak, Güvenlik Politikaları Uzmanı Mete Yarar ve
Halisdemir'in silah arkadaşlarının da görüşlerine yer verilen belgesel, 53.
Uluslararası Antalya Film Festivali Belgesel Film Seçkisi kategorisinde
yarışıyor.
Televizyon gazeteciliğinden yönetmenliğe geçen 43 yaşındaki Gengeç AA muhabirine
yaptığı açıklamada, çocuk yaşlarda 80 darbesine şahit olduğunu, 2003'teki
savaşta da gazeteci olarak Irak'ta görev yaptığını söyledi.
- "Belgeseli yapmaya, darbe girişiminin sabahında karar verdim"
Gengeç, Irak'ta hem kafasından hem karnından vurulduğunu belirterek, "Bu
coğrafya çok acılar gördü. O kadar olayın ardından, 15 Temmuz kanlı darbe
girişiminin de tanığı olduk. O gece televizyondan alt yazı geçtiği an,
çocukluğumda şahit olduğum o acılar geldi gözümün önüne. Yolların kapatılması,
askerlerin evlere girip dolapları dökmesi, mahalleden herkesin gözaltına
alınması ve götürülen ağabeylerimizin 7-8 sene sonra sağlığı ve psikolojisi
bitmiş bir şekilde dönmelerini hatırladım. Gelip birini alıyorlar ve 7-8 sene
sonra ilk kez mahkemeye çıkıyorlar düşünebiliyor musunuz?" diye konuştu.
Darbe girişiminin olduğu ilk anlarda, hem sosyal medyadan hem sokağa çıkarak
tepkisini gösterdiğini aktaran Gengeç, kızının 'Darbe ne?' sorusunu, acı
hatıralar nedeniyle cevaplamak istemediğini anlattı.
Mesut Gengeç, darbe girişiminin sabahında, gazetecilik refleksiyle 15 Temmuz'un
belgeselini yapma kararı aldığını aktararak, sözlerine şöyle devam etti:
"O gecenin, 24 saatin belgeselini hazırlamaya koyuldum. Gazetecilerle, 3
partiden siyasi isimlerle, Ankara Kazan'ın belediye başkanıyla ve babaları şehit
olan iki kişiyle röportaj yaptım. O şehit çocukları beni çok etkiledi ve bu
sefer de kahraman şehit ve gazilerin portrelerini yapmak için çekimlere
başladık. Bu bağlamda 20 portre yaptık ve bu portreler içinde Ömer Halisdemir'i
onların arasından çıkarıp tek proje halinde hazırladım."
Belgeselin, Ömer Halisdemir'in çocukluğundan başlayarak insani yönünü anlatan 2
aylık bir çalışmanın ürünü olduğunu bildiren Gengeç, Halisdemir'in hayatını,
onun iç sesinden, bir yolculuk metaforuyla izleyiciye aktardıklarını ifade etti.
- "Sinema ve televizyon, yabancıların 15 Temmuz'u anlayabilmesi için çok önemli"
Gengeç, darbe girişiminin ardındaki derin dış bağlantıları insanlara anlatmaya
devam etmenin önemine işaret ederek, "Halk yaşananların ön yüzünü televizyondan
zaten gördü. Arka yüzü yansıtan diyaloglar, ilişkiler, derin bağlantılar, dış
tezgah trafiği aktarılırsa, insanlar bu konuda daha bilinçli olacaktır. Sinema
ve televizyon, yabancıların 15 Temmuz'u anlayabilmesi için çok etkili ve önemli
bir araç." şeklinde konuştu.
FETÖ'nün darbe girişiminin, çok gizli bir tezgahın ürünü olduğunun altını çizen
yönetmen, "O gecenin, dış güçlerin bu ülkeye yaptığı bir oyun olduğunu çok açık
bir şekilde görüyoruz. İç savaş çıkarmak istediler. Halkın orada duruşu ve
direnişi inanılmazdı. İnsanların vatan için, hiçbir şeyi sorgulamadan sokağa
çıktığını gördük. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı çok önemliydi. İnsanların
normal şartlarda yapacağı şeyler değil bunlar. İnanılmaz bir refleks gösterip,
ülkeyi karanlığa sürüklenmekten kurtardı bu millet. Çok büyük bir dış operasyon
böyle durduruldu." ifadelerini kullandı.
FETÖ'nün darbe girişimiyle alakalı yeni bir çalışmaya başladığını kaydeden
Gengeç, sözlerini şöyle tamamladı:
"Zor bir çalışma olduğu için henüz tamamlamadım. Ekseni, kurgusu belli bir iş.
Derdim, dünyanın 15 Temmuz'u daha iyi anlamasını sağlamak. Bu konuda çalışan
biri olarak desteğe ihtiyacımız olduğunu da söylemek istiyorum. Bu, bizim için
çok önemli. Yaşamda izleri olan bir kara olayın tekrarlanacağı endişesini
gördüm. Yabancı kamuoyu, bir kısmı siyasi kaygılar yüzünden olmak üzere, bizim
ne yaşadığımızı bilmiyor. Biz aktaramıyoruz. Mesela Kanada 100 mülteci alıyor ve
bunun için törenler düzenleyip dünyaya duyuruyor. Bizde 3 milyon mülteci var ama
derdimizi anlatabilmiş değiliz."
Bazı kısımları canlandırma yöntemiyle çekilen belgeselde, Ömer Halisdemir'in
çocukluğunu Ümit Bora Kumbar, 20-25 yaşlarını Egemen Öktem ve 30-40 yaşlarını
Ogün Arslan canlandırıyor.
Yapımcılığını da Mesut Gengeç'in üstlendiği "Ben Ömer"in görüntü yönetmeni
koltuğunda Emrah Durmuş otururken, metinleri Bülent Günal'a, müzikleri ise Engin
Arslan ve Nail Yurtsever'e ait.