Yapım Tarihi - 2025
Süre - 00:19:59
Format - Kurmaca, Renkli, Türkçe
Yönetmen / Director - Nihat Eren Keskin, Berke Katıksız
Senarist / Writer - Buğra Furkan Yüksel
Yapımcı / Producer - Nihat Eren Keskin
Ana Karakter / Key Cast
Emrah Kurtoğlu, Ali Gümüştakım, Esra Ayşegül Atay, Rukiye Sarıdemir, Serdar
Şahintaş, Deniz Uysal, Nihal Yılmazsubaşı
Arif, Perihan ve iki çocuğu ile küçük bir evde yaşar. Hayatının büyük kısmını
ailesine ve kayınvalidesine adamıştır. Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını
karşılamaya çalışır, kendi isteklerini geri planda tutar. Bir cenazede arkadaşı
Süleyman ona, insanın biraz da kendisi için yaşaması gerektiğini söyler. Bu
düşünce Arif’in zihninde yer eder. Yıllardır yalnızca başkaları için yaşayan
Arif, hayatında ilk kez kendine küçük bir mutluluk vermeye karar verir - yeni
bir duş başlığı alır. Bu, onun için basit ama sembolik bir adımdır; maşrapayla
yıkanmaktan kurtulup, konforlu bir duş alabilme hayali bile ona sevinç verir.
Fakat eve geldiğinde eşi Perihan bu davranışı gereksiz bulur ve onu küçümser.
Arif, yine ailesi ve çevresinin sorumlulukları arasında sıkışır.
Kayınvalidesinin evinde de ondan bozulan duşu tamir etmesi istenir. Arif, kendi
için aldığı yeni başlığı değil, başka bir evin ihtiyacını gidermek zorunda
kalır. Küçük hayali bile elinden alınmıştır. Gece eve döndüğünde çocuklarıyla
ilgilenir. Oğlunun çatıda kalan oyuncağını almak için çatıya çıkar. Hayatında
ilk defa kendisi için bir şey yapma arzusu, sorumlulukların ve çevresinin
beklentilerinin gölgesinde kalmıştır. Çatıya çıkarken ayağı kayar ve düşerek
ölür. Arif, hayatı boyunca ailesine adanmış ama kendine hiç vakit ayıramamış bir
adam olarak ölür. Gasilhanede bile maşrapayla yıkanır. En küçük hayalini bile
gerçekleştiremeden dünyadan göçer. Cebinden ise cenazeden önce kopardığı Orhan
Veli’nin “Kitabe-i Seng-i Mezar” şiiri çıkar. Kızı Hilal, şiiri babasının
cenazesinde okur. Sonunda Arif’in cenazesi kaldırılırken, esnaflar arasında yine
gündelik telaşlar ve boş konuşmalar devam eder. Arif’in yaşamı ve ölümü,
sorumluluklarla tüketilen bir ömrün trajik sembolü olarak kalır.
Arif lives with his wife Perihan and their two children in a small house. He has
devoted most of his life to his family and his mother-in-law. Constantly trying
to meet the needs of others, he always puts his own desires aside. At a funeral,
his friend Süleyman tells him that a person should live a little for themselves
as well. This thought takes root in Arif’s mind. Having lived only for others
for years, Arif decides, for the first time, to give himself a small joy - he
buys a new showerhead. For him, this is a simple yet symbolic step; the thought
of escaping from washing with a dipper and finally enjoying a comfortable shower
brings him happiness.
However, when he comes home, his wife Perihan considers this act unnecessary and
belittles him. Once again, Arif feels trapped between the responsibilities of
his family and the expectations of those around him. At his mother-in-law’s
house, he is also asked to fix the broken shower. Instead of using the
showerhead he bought for himself, he must meet another household’s need. Even
his smallest dream is taken away from him.
That night, when he returns home, he spends time with his children. To get a toy
his son lost on the roof, he climbs up. His desire, for the first time, to do
something for himself has once again been overshadowed by responsibilities and
expectations. While on the roof, his foot slips—he falls and dies. Arif dies as
a man who dedicated his life to his family but never reserved time for himself.
Even at the mortuary, he is washed with a dipper. He departs this world without
realizing even his smallest dream.
From his pocket, however, emerges a piece of Orhan Veli’s poem “Kitabe-i Seng-i
Mezar”, which he had torn out before the funeral. At Arif’s own funeral, his
daughter Hilal reads it aloud. In the end, as Arif’s body is buried, the
shopkeepers carry on with their daily chatter and trivial conversations. His
life and death remain as a tragic symbol of an existence consumed by
responsibilities.